Turkish Power
En kaliteli hizmeti almak için üye olunuz!

Turkish Power

TurkishPowerForumuna Hoşgeldiniz!Aradığınız ne varsa burda!
 
AnasayfaKapıGaleriKayıt OlGiriş yap
Forumumuza Hoşgeldiniz!İyi vakit geçirmeniz dileğiyle!
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Süper Mario
Cuma Nis. 09, 2010 3:13 pm tarafından LegendKiller

» Bugs Bunny
Salı Şub. 16, 2010 8:56 pm tarafından LegendKiller

» Ruhsar
Salı Şub. 16, 2010 8:55 pm tarafından LegendKiller

» Ebru Gündeş'in An An Beyin Kanaması
Salı Şub. 16, 2010 8:54 pm tarafından LegendKiller

» Eski Türk Sigaraları!
Salı Şub. 16, 2010 8:51 pm tarafından LegendKiller

» Kemal Sunal Filmleri
Salı Şub. 16, 2010 8:50 pm tarafından LegendKiller

» Power Rangers
Salı Şub. 16, 2010 8:48 pm tarafından LegendKiller

» Milli Mücadele Dönemi Ayaklanmaları!
C.tesi Şub. 13, 2010 3:30 pm tarafından LegendKiller

» Amerikan Ambargosu 1975-1978
C.tesi Şub. 13, 2010 3:29 pm tarafından LegendKiller

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Google Translate

Paylaş | 
 

 Cumhuriyet Dönemi Kadına Tanınan Sosyal ve Siyasal Haklar!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
LegendKiller
Administratör
Administratör


Hangi Takımlısınız? : Galatasaray
Mesaj Sayısı : 295
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 37
Nerden : Rize/Ardeşen

MesajKonu: Cumhuriyet Dönemi Kadına Tanınan Sosyal ve Siyasal Haklar!   C.tesi Şub. 13, 2010 3:26 pm

Cumhuriyetin ilânı sonrası gerçekleştirilen köklü değişiklikler arasında
, Türk kadınına tanınan seçme ve seçilme hakkı önemli bir gelişme
olarak yer alır. Son yıllarda kadının toplumdaki yerine ilişkin dikkate
değer çalışmalar yapılmakla beraber , özellikle kadınlara tanınan
siyasal haklar ve bu hakların istenilen şekilde kullanılıp
kullanılmadığı konusu, üzerinde durulmaya değer bir husus olarak
karşımıza çıkmaktadır. Zira, söz konusu hakların üzerinden yetmiş yıla
yakın bir süre geçmesine rağmen, kadının siyasetteki yeri ile siyasal
katılımdaki rolü ve etkinliği hala tartışılmaya devam etmektedir. Bu
tartışmaların odak noktasını ise, daha çok milletvekili seçilen
kadınların sayıca azlığı meselesi oluşturmaktadır. Oysa,1930’lardan
günümüze kadar Meclis’e girmiş kadınların sayısal yetersizliği kadar,
buradaki çalışmaları da incelenmesi gereken bir konudur.
Bu araştırmada, ilk kadın milletvekilleri ve onların Meclis’teki
çalışmaları incelenecektir. Yalnız,konuya girmeden, Türk kadınının
Cumhuriyet öncesindeki durumunun ve kazandığı hakların kısaca gözden
geçirilmesinde yarar vardır. Zira, Cumhuriyetle birlikte Türk kadınına
tanınan siyasal hakların alt yapısını oluşturan gelişmeler Osmanlı’nın
son dönemlerinde başlayan ‘’ batılılaşma’’ hareketlerine kadar uzanır.
Özellikle,Tanzimat Dönemi (1839-1876) kadınların hakları konusunda ilk
adımların atıldığı bir dönemdir.
Bu dönemde ilk kez devlet eliyle kızların eğitim ve öğretimine yönelik
çalışmalar yapıldı. Sübyan okulları üstünde rüştiye, idadi ve sultani
gibi ortaöğretim kurumlarına gitmeye hak kazanan kızlar, söz konusu
kurumların öğretmen ihtiyacını karşılamak için açılan kız öğretmen
okullarına (Darülmuallimat) da devam hakkına kavuştular(1870). Ebe ve
Kız Sanayi Mektepleri gibi okulların da açılmasıyla hem kızların eğitim
seviyesinin yükselmesi hem de başta öğretmenlik mesleği olmak üzere
çalışma hayatına atılmalarına fırsat sağlanmış oluyordu. Basındaki
gelişmeler çerçevesinde fikir hayatında kadının durumu tartışılmaya
başlandı ve ilk kez kadınlar lehine yayın yapan dergiler çıkarıldı.
Tanzimat’la kadınlara tanınan bu fırsatlar Meşrutiyet Dönemi
(1908-1918)’ne gelindiğinde daha da genişledi. Bunda dönemin getirdiği
söz, yazı ve basın hürriyetinin tesiri çok oldu. Daha önce elde
ettikleri ortaöğretim hakkına ilave olarak 1915’te açılan İnas
Darülfünunu ile yükseköğrenim hakkını kazanan kızlar, söz konusu
hürriyet ortamında özellikle sosyal hayatta da faaliyette bulunmaya
başladılar.[1] Daha çok yardım dernekleri şeklinde de olsa bu dönemde
,kadın haklarını geliştirmek ve onların eğitimlerini yükseltmek gibi
gayeler taşıyan çeşitli dernekçilik çalışmalarına rastlanır.[2]
Basındaki gelişmelerin artmasıyla fikir hayatında da yer alan
kadınlar,çeşitli yayın faaliyetlerine giriştiler[3]. Balkan Savaşları
(1912-1913) ve özellikle I. Dünya Savaşı (1914-1918)’nın getirdiği
sıkıntı ve zorunluluklar - erkeklerin savaşa katılması vb...- sebeplerle
başta devlet daireleri olmak üzere çalışma hayatının değişik
kademelerinde görev aldılar.Dünya Savaşı ve Milli Mücadele döneminde
gerek cephede gerekse cephe gerisinde erkeklerle beraber yurt
savunmasına katılarak üzerlerine düşeni yaptıkları ve ülkenin işgalci
güçlerden kurtarılması için gerekli faaliyetlerde bulundukları bilinen
bir gerçektir.
Cumhuriyete kadar Türk kadınının siyasal alanda pek bir hak talebine
girmediği, ancak kendilerini yetiştirebilecekleri alanlarda yer alarak
mücadelelerini sürdürdükleri görülür.Kadınların eğitim ve kültür
seviyesinin yükselmesine paralel olarak gerek fikri ve sosyal alanlarda,
gerekse çalışma hayatına atılmasıyla ekonomik alanda kendi haklarını
savunabilecek konuma ve bilince ulaşmak için gösterdikleri çabalar
sonucunda, siyasal alanda da yer alma istekleri belirmeye başladı.
Kısacası, bütün bu tecrübelerin Cumhuriyet döneminde tanınan haklara
haklara zemin hazırladığı muhakkaktır. Şimdi, siyasal hakların
kazanılması için gösterilen gayretleri gözden geçirelim.
I. Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının TanınmasıMilli
Mücadele dönemindeki çalışmaları ile üzerine düşeni yapan Türk kadını,
takdire şayan bir davranış sergilemişti. Mondros Mütarekesi (30 Ekim
1918) sonrası işgallere karşı protesto mitingleri ile tepkisini ortaya
koyma, ordunun hizmetinde bulunma, mermi ve giyecek imal etme ve cepheye
malzeme taşıma... gibi faaliyetlerde bulunmuştu.[4] Kadınların bu
fedakarlıklarını takdir eden, Mustafa Kemal Paşa bu konudaki görüşlerini
21.III.1923 tarihinde Konya Kadınları ile yaptığı konuşmasında şu
sözleri ile ifade etmiştir:[5]
“Bu son senelerin inkılâp hayatında hummalı fedakarlıklarla mamul
mücadele hayatında, milleti ölümden kurtararak halâsa ve istiklâle
götüren azm-ü faaliyet hayatında her ferdi milletin mesaisi, gayreti,
himmeti fedakârlığı sebkeylemiştir. Bu meyanda en ziyade tebcil ile yad
ve daima şükran ile tekrar edilmek lâzım gelen bir himmet vardır ki, o
da Anadolu kadınının ibraz etmiş olduğu çok ulvî, çok yüksek, çok
kıymetli fedakârlıktır. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde,
Anadolu köylü kadınının fevkinde kadın mesaisi zikretmek imkânı yoktur
ve dünyada hiçbir milletin kadını ‘Ben Anadolu kadınından daha fazla
çalıştım, milletimi halasa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar
himmet gösterdim’ diyemez...”
Türkiye’de Anayasalı rejime geçildiği 1876’dan sonra 1877’de yapılan ilk
seçimlere ve ondan sonrakilere kadınlar katılmamışlardı. Yalnız, 1908
hareketinden sonra Anayasa’nın daha demokratikleşmesi ve hürriyetlerin
daha genişletilmesi sonucu kadınların siyasal alana ilgi duymaya
başladıkları görülmüştür.[6] Ne var ki, bu konuda çeşitli sebeplerden
dolayı pek kayda değer bir gelişme meydana gelmemişti. Zira hem
sıkıntılı dönemlerin yaşanması (Balkan ve I. Dünya Savaşları...) hem de
kadının toplumdaki konumuna ilişkin eski anlayışın ağırlığını
hissettirmesi yüzünden kadınlar siyasetin dışındaki -yukarıda
bahsedilen- alanlarda faaliyetlerde bulunmuşlardı. Söz konusu
badirelerin atlatılması ile başlayan yeni dönemde kadınlar, artık aktif
olarak siyasetle uğraşmak için harekete geçtiler.Daha 1923 yılı
Nisanında “İntihâb-ı Mebusan Kanunu”nun görüşülmesi esnasında kadına
seçme hakkının verilmesi konusu gündeme gelerek çeşitli tartışmalara yol
açmış, ne var ki, bu hakkın verilmesi kabul edilmemiştir.[7] Aynı yılın
Haziran ayında (16 Haziran 1923)Başkanlığını yazar Nezihe
Muhittin’in(1889-1958) yaptığı “Kadınlar Halk Fırkası” kurularak, ilk
siyasal oluşum meydana getirildi. Fırka, siyasi bir görünümde olmakla
beraber esas amacını, kadınların eğitim ve sosyal alanlardaki
eksikliklerinin tamamlanarak cehaletin ortadan kaldırılması olarak
açıklar. Ancak ,Fırka’nın genel sekreteri Şükufe Nihal ise,’’Kadınlar
Halk Fırkası’nın programı, şimdiye kadar her fırsatta izaha çalıştığımız
gibi, kadının içtimai, iktisadi ve bilahare siyasi sahalarda haklarını
inkışaflarını temin etmektir’’ sözleri ile nihai hedeflerinin siyasi
hakları kazanmak olduğunu ifade eder[8] Kadınların bu girişimi siyasal
haklara sahip olmamalarından dolayı başarısızlıkla sonuçlanır ve
sözkonusu fırkaya resmi izin verilmez. Bunun üzerine Cumhuriyet’in ilânı
sonrasında ise, 7 Şubat 1924’te “Türk Kadınlar Birliği”ni kuran
kadınlar, çalışmalarını bu yolla sürdürmeye başladılar. Birliğin
tüzüğünde amaçlarını: “... kadınların sosyal ve siyasal haklarını elde
edecek olgunluğa eriştirilmesi...” olarak belirleyerek konuya dikkatleri
çektiler ve böylece isteklerinde ısrarlı olduklarını bir kere daha
gösterdiler.Hatta 1927’de Birliğin tüzüğüne siyasal haklar sağlamayı
amaçlayan bir maddeyi ekleyerek kabul ettirirler ve aynı yıl yapılacak
seçimlere katılmaları için birlik içinde tartışırlar . Konuyu basında da
gündeme getirmelerine rağmen, Anayasa’da kadınların seçime
katılmalarını sağlayacak hükmün olmaması gerekçelerinden dolayı
istekleri gerçekleşmez [9].
Aynı konuda, 1926’da Türk Ocağı’nda bir konuşma yapan Süreyya Hulusi
isimli hanım verdiği konferansta: “Türk kadını tarihte siyasial rol
oynamıştır.Kadın kendi benliğini idrak eder.İktisadi sahada haiz-i tesir
olursa neden memleket işlerinde geri kalsın. Herkes anadan vatan dersi
alır da ne içün o vatanın idaresi ve mukadderatı mevzu-ubahs olduğu
zamanda mahmul vaziyette bırakılır.Vatanda tüten ilk ocak eğer kadın
parmağıyla tutuşmuşsa ve eğer vatan o ocakların müşterek bir ifadesi ise
öyle zannediyorum ki vatan ve kadın yekdiğerinden ayrılmayan iki mefhum
teşkil ederler...” sözleri ile Türk kadınının seçme ve seçilme
haklarının verilmesinin gerekliliğini vurguluyordu.[10]
Bu ve benzeri pek çok girişimlerle siyasal hakların kazanılması için
gösterilen gayretler Takrir-i Sükûn dönemini takib eden dönemde olumlu
sonuçlarını verdi. Bu konuda ilk adım 3 Nisan 1930’da kabul edilen
Belediye Kanunu ile atıldı. Bu kanuna göre kadınlar ilk kez Belediye
seçimlerinde oy kullanma ve Belediye Meclislerine seçilme hakkını elde
ettiler.[11] 26 Ekim 1933’te ise 1924 tarihli Köy Kanunu’nun 20.ve 25.
Maddelerinde yapılan değişiklikle muhtar ve ihtiyar meclisi seçimlerinde
oy kullanma ve seçilme hakkını elde eden kadınlar nihayet 5 aralık
1934’te dönemin Başbakanı İsmet İnönü ve 191 arkadaşının; 1924
Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun 10.ve 11. Maddelerinin değiştirilmesine
ilişkin kanun teklifinin kabul edilmesiyle milletvekili -seçme ve
seçilme hakkını kazandılar. Kanun’da yapılan değişiklikle kadın, erkek
her Türkün seçme yaşı 22, seçilme yaşı 30 olarak belirlendi.[12]Böylece,
kadın ile erkek arasındaki eşitsizlikten biri daha ortadan kalkmış
oluyordu[13]
Siyasal haklar bakımından kadın ile erkeği aynı konuma getiren bu kanun
ile Türkiye’nin daha demokratik bir görünüme kavuşması ve siyasal
katılımın boyutlarının genişletilmesi gibi amaçların ağırlık taşıdığını
söylemek mümkündür.[14] Zira 1930’lar aynı zamanda Mustafa Kemal
******’ün de isteği doğrultusunda kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası
ile Türkiye’de çok partililiğe geçişin yaşandığı bir dönemdir.
II. TBMM’ne Seçilen İlk Kadın Milletvekilleri
5 aralık 1934 tarihli kanunla milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde
eden kadınların pek çoğu bu gelişmeyi büyük bir memnuniyetle
karşıladılar. Bu maksatla 6 Aralık’ta bazı Ankaralı kadınlar Mustafa
Kemal ****** ve diğer büyüklere teşekkür için Halkevi’nde bir toplantı
düzenlediler ve ardından Meclise giderek memnuniyetlerini
belirttiler.[15]
İstanbul’da da bu amaçla çeşitli mitingler yapıldı. Beyazıt Meydanında
gerçekleştirilen bir mitingde Kadınlar Birliği’nden Saadet Rifat isimli
bir hanım yaptığı konuşmada konu ile ilgili duygularını ifade etti.[16]
Kadınların ilk kez katıldığı 1935 yılı seçimleri, iki dereceli seçim
sistemi ve tek parti olarak Cumhuriyet Halk Fırkası’ (CHF)nın bulunduğu
bir ortamda yapıldı. Daha önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de
büyük ölçüde kadın ve erkek adaylar parti üst kademeleri tarafından
belirlendi. Seçimlere gerek müntehib-i sani (ikinci seçmen) olarak
gerekse milletvekili adayları olarak kadınların ilgisi ve katılımı
oldukça fazlaydı. 8 Şubat 1935’te yapılan seçimlere katılım, özellikle
İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde % 80’lere varmıştı ve
söz konusu şehirlerde oy verenlerin % 48’e yakınının kadınlardan meydana
geldiği ifade ediliyordu[17].Kadınların da katıldığı ilk seçimler
olmasına rağmen katılımın fazla olması , onların konuya olan ilgilerini
ortaya koyması açısından olumlu bir gelişmedir.
1935 yılı seçim sonuçlarına göre, seçilmesi gereken 399 milletvekilinden
17’si kadın olmak üzere, 386 milletvekili CHF adaylarından oybirliği
ile; 4’ü azınlıklardan olmak üzere 13 bağımsız aday oy çokluğu ile
seçilmişlerdi.Bazı eserlerde 18 olarak verilmesine rağmen[18], bu
seçimlerde Meclis’e 17 kadın milletvekili girmiştir. 1936 yılı başında
boşalan milletvekillikleri için yapılan “ara seçimi”nde ise Çankırı
Milletvekili olarak seçilen emekli öğretmen Hatice Özgenel ile bu sayı
18’e çıkmıştır[19] .Böylece,kadınlar Meclis’teki tüm milletvekillerinin %
4,5 ‘ini oluşturdular.Bu oran o günden bugüne ulaşılan en yüksek
rakamdır. Zira, çok partili döneme geçildiği 1950-51’de 3 kadın ile %
0,61 gibi en düşük rakamla temsil edilen kadınlar, en son yapılan 1995
seçimlerinde de 13 kadın ile % 1,82 oranında Meclis’te yer almışlardır.
1935 Yılı Seçimlerinde TBMM’ne Seçilen İlk Kadın milletvekilleri
şunlardır:[20]
Mebrure Gönenç(Afyonkarahisar): 1900’de İstanbul’da doğdu. 1919’da
Arnavutköy Amerikan Koleji’nden mezun oldu Fransızca ve İngilizce bilen
Gönenç bir süre Çamlıca Kız Lisesi ve Üsküdar Amerikan Koleji’nde dil
hocalığı yaptı. Adana Belediyesine seçilen ilk kadın meclis üyesidir.
Seçilmeden önce CHF’dan Mersin Belediye üyesiydi. Bir dönem
milletvekilliği yaptı.
Hatı Çırpan(Satı Kadın- Ankara ): 1890’da Kazan’da doğdu. Milli savaşta
malûl olmuş bir askerin eşiydi. Beş çocuğu vardı. Çiftçilikle uğraşan
Satı Kadın hususi eğitim gördü. Seçildiğinde Kazan Köyü muhtarıydı. Bir
dönem milletvekilliği yaptı.
Türkan Örs Baştuğ (Antalya): 1900’de Üsküdar’da doğdu. İstanbul
Darülfünunun Felsefe Şubesinden mezun oldu. Fransızca biliyordu.
Uzmanlık alanı felsefe, sosyoloji ve eğitimdi. Üsküdar Kız Sanat
Mektebinde müdürlük yaptı. Seçimden önce Feyziâti Lisesi Kız kısmı
müdürlüğündeydi. İki dönem milletvekilliği yaptı.
Sabiha Gökçül Erbay (Balıkesir ): 1900’da Bergama’da doğdu. İstanbul Kız
Muallim Mektebinde ve Yüksek Kız Muallimin İhzari (hazırlık) kısmında
okumuştur. İzmir Kız Muallim Mektebinde edebiyat öğretmenliği ve
müdürlük yapmıştır. Adana Lisesi ve İstanbul Erenköy Kız Lisesinde de
öğretmenlik yapan Gökçül V. Dönemde Balıkesir, VI. ve VII. Dönemde ise
Samsun milletvekili olmuştur. TBMM Başkanlık Divanı Katip üyeliğinde de
bulunmuştur.
Şekibe İnsel (Bursa): 1886’da İstanbul’da doğdu. Ortaokul mezunuydu.
Almanca biliyordu. Seçilmeden önce çiftçilikle uğraşıyordu. V. Dönemde
milletvekiliydi.
Hatice Özgener (Çankırı): 1865’te Selanik’te doğdu. Rüşdiye ve hususi
öğrenim gördü. Rumca bilen Özgener milletvekili olmadan önce Darüleytam
Müdürlüğünden emekli bir maarifçiydi. 1936 ara seçiminde parlamentoya
girdi.
Huriye Öniz Baha (Diyarbakır): 1887’de İstanbul’da doğdu. Tahsilini
Londra Üniversitesi kadın kısmında Betford Kolej’de pedagoji eğitimi
görerek tamamladı. İngilizce bilen Öniz İstanbul Kız Muallim Mektebi ile
eski İnas İdadisinde pedagoji ve uygulama dersi ile ev idaresi
derslerini okuttu. Balkan Harbinden sonra muhacirlere açılan kurslarda
ders vermiş ve türlü hayır işlerinde çalışmış, Hilal-i Ahmer’in açtığı
kursa giderek gönüllü hastabakıcı olmuştur. Milletvekili seçilmeden önce
Türkçe öğretmenliği yapmaktaydı. Yeniköy Rum Mektebinde de öğretmenlik
yapan Öniz, 1950’de vefat etti.
Fatma Memik (Edirne): 1903’te Safranbolu’da doğdu. İlköğrenimine
Safranbolu’da başlayan Memik sekiz yaşında İstanbul’a geldi. Burada
Beyazıt İnas numune Mektebi ile Bezm-iâlem Valide Sultan Mektebinde
okuduktan sonra Tıbbiye’ye girdi. Tıbbiye’den 1929’da birincilikle mezun
oldu ve Gureba Hastanesinde çalıştı. Dahiliye uzmanı olan Memik
seçilmeden önce Gureba Hastanesi Poliklinik Şefi idi. V., VI., VII.,
Dönem Edirne Milletvekilliği yapan Memik 1991’de vefat etti.
Nakiye Elgün(Erzurum ):1882’de İstanbul’da doğdu.Kız Muallim Mektebi
mezunu olan Elgün ,ülkemizin en eski eğitimcilerinden biri olarak
biliniyor.İstanbul Kız Lisesi müdürü iken,1930’da İstanbul Şehir
Meclisine ilk kadın üye olarak seçildi.Daimî Encümende üye olarak
kaldı.3 dönem Erzurum milletvekilliği yaptı.
Fakihe Öymen (İstanbul): 1900’de İşkodra’da doğdu. Darülfünunun Coğrafya
bölümünden mezun oldu. Fransızca bilen Öymen, Maarif ve Coğrafya
uzmanıydı. Bursa Kız Muallim Mektebinde tarih ve coğrafya öğretmenliği
ve Bursa Kız Lisesi Müdürlüğü yaptı. V., VI., VII. Dönem İstanbul, VIII.
Dönem Ankara Milletvekilliği yapan Öymen, 1983’te vefat etti.
Ferruh Güpgüp (Kayseri ): 1891’de Kayseri’de doğdu. Öğrenimi hususi olan
Güpgüp Arapça biliyordu. Biçki dikişle de ilgilendi ve Kayseri CHF
Vilâyet İdare Heyeti ile Belediye Meclisi üyeliğinde bulundu.
Bahire Bediş Morova Aydilek(Konya): 1897’de Bosna’da doğdu. Bolu orta
mektebinden mezun oldu. Bolu Kız Sanat Okulu’nda resim öğretmenliği
yaptı. Seçimden önce Bolu Belediye Meclisi üyesiydi. V. Dönemde
milletvekilliği yaptı.
Mihri Bektaş (Malatya): 1895’de Bursa’da doğdu. Amerikan Kız Koleji
Mezunuydu. Fransızca ve İngilizce biliyordu. Robert Kolej’de İngilizce
öğretmenliği yaptı ve CHF Kütüphane Encümenine seçildi. V., VI., VII.
Dönemlerde Malatya Milletvekilliği yaptı.
Meliha Ulaş (Samsun): 1901de Sinop’ta doğdu. Darülfünun’un Edebiyat
Şubesinden mezun oldu. Fransızca ve İngilizce biliyordu. İstanbul
Kandilli Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği ile beş yıl Erzurum Kız
Muallim Mektebinde başmuallimlik ve edebiyat öğretmenliği yaptı.
Seçilmeden önce Samsun Lisesi’nde edebiyat öğretmeniydi. V. ve VI. Dönem
Samsun Milletvekilliği yapan Ulaş 1942’de vefat etti.
Esma Nayman (Seyhan): 1899’da İstanbul’da doğdu. Lise mezunuydu.
Fransızca, İngilizce ve Rumca biliyordu. Belediyecilik alanında uzmandı.
Adana Belediye Meclisi üyeliğinde bulundu. Bir dönem milletvekilliği
yapan Nayman 1967’de vefat etti.
Sabiha Görkey (Sivas ): 1888’de Üsküdar’da doğdu. Üsküdar Kız Sanayi
Mektebinden sonra Darülmuallimat’ı bitirdi. 1917’de Darülfünun’un
Riyaziye Şubesinden mezun oldu. Fransızca bilen Görkey Kız Muallim
Mektebi Müdür ve Muallimliklerinde bulundu. Seçilmeden önce Tokat orta
mektebinde Riyaziye öğretmeniydi.
Seniha Hızal(Trabzon ): 1897’de Adapazarı’nda doğdu. İlk öğrenimini
İstanbul Fatih Rüşdiyesi’nde, orta öğrenimini Kız Sanat Mektebi’nde
yüksek öğrenimini ise Darülfünun Fen Fakültesi’nde tamamladı. (1918)
Fransızca bilen Hızal, Darülmuallimat ve Erenköy Kız Lisesi
Müdürlüğü’nde bulunduktan sonra Maarif Umum Müfettişliği’ne tayin
edildi. Kendisi Türkiye’de ilk kadın müfettiş olarak bilinmektedir.
İstanbul Kız Muallim Mektebi Müdürlüğü ile Fevziye Lisesi Müdürlüğünde
bulundu. Selçuk Kız Sanat Okulu’nda da öğretmenlik yaptı. Şişli’de
açtığı ilk ve orta tahsilli Yeni Türkiye Özel Mektebi’nde müdürlük ve
öğretmenlik yaptı.
Benal Nevzad İstar Arıman (İzmir ): 1903’te İzmir’de doğdu. İlk ve orta
öğrenimini İzmir’de yaptı. 1921’de Paris Sorbonne Üniversitesi’nin
Edebiyat bölümünden mezun oldu. Döndükten sonra Hilâliahmer ve
Himaye-ietfal gibi yerlerde sosyal faaliyetlerde bulundu. CHF vilayet
heyeti üyeliği de yapan Arıman, Fransızca ve Rumca biliyordu. Uzmanlık
alanı belediyecilik, sosyoloji ve edebiyattı. İzmir Belediye üyeliği de
yapan Arıman, V, VI.,VII., ve VIII. Dönemde İzmir Milletvekilliği yaptı.
1990’da vefat etti
Görüldüğü gibi seçilen kadınların bir kaçı istisna edilirse, büyük
çoğunluğu eğitim ve kültür seviyeleri itibariyle oldukça yüksekti.
Londra ve Paris Sorbonne mezunu olanların yanısıra, Darülfünun mezunu
kadınlar çoğunluktaydı. İçlerinden biri köylü kadınların temsilcisi
olarak ****** tarafından bizzat önerilen ve Ankara’nın tek kadın adayı
olarak seçilen hususi eğitimli “Satı Kadın (Hatı Çırpan)” ile diğeri
ortaokul mezunu olan ve çiftçilikle uğraşan Bursa mebusu Şekibe İnsel
hariç tutulursa diğerleri en az lise ve yüksek okul mezunuydu.
Seçilmeden önce siyasal deneyimi olanların yanısıra birkaç dil bilen
eğitimci hanımlar çoğunluktaydı.Bunlardan beşi okul müdürü ,altısı
Belediye Meclisi üyesi,ikisi çiftçi ikisi öğretmen,biri muhtar,biri
doktor, biri de emekli eğitimciydi[21].Görüldüğü gibi bu dönemde seçilen
kadınların %70’e yakını (11’i) yüksek öğrenimli eğitimcidir.
Türkiye nüfusunun yarısını oluşturan bir kesimin temsilcisi olarak
Meclis’e giren kadınlar, temsilcisi oldukları hemcinslerinin oldukça
üstünde bir eğitim ve kültür seviyesine sahip seçkin kimselerdi. Bu
açıdan bakıldığında söz konusu kadınların diğer kadınları- özellikle
kırsal kesimdekileri- ne dereceye kadar temsil ettikleri ya da onların
sorunlarıyla nereye kadar ilgilenebilecekleri sorusu akla gelmektedir
ki,bu ise ayrı bir inceleme konusunu teşkil etmektedir.
III.İlk Kadın MilletvekillerininV.Dönem(1935-39) TBMM’deki
Çalışmaları
Milletvekili seçilen kadınların Meclis’teki
çalışmalarının tesbit edilmesi,onların siyasal haklarını nasıl ve ne
şekilde kullandıklarının ortaya konması açısından önemlidir.Bu tesbiti
yapabilmek için ise,kadınların Meclis’teki çalışmalarına geçmeden,
konuya ışık tutması açısından ;onların milletvekili seçilmeleri
hakkındaki kanaatlerini,nasıl seçildiklerini ve daha da önemlisi
milletvekili olarak kendilerini hangi konumda gördüklerini ortaya koymak
yararlı olacaktır.
Bu konudaki bilgileri daha önce kendileri ile görüşülerek yapılan bir
araştırmadan ve dönemin basınından öğrenmek mümkündür.Bu araştırma
Tekeli’ye aittir.Tekeli araştırmasında ,milletvekili seçilen kadınların
bazısının ,kendi iradelerinden ziyade ******’ün isteği ile bu hakkın
kendilerine verildiğini ve yine onun tercihi ziyade ******’ün isteği
ile bu hakkın kendilerine verildiğini ve yine onun tercihi üzerine
Meclis’e girdiklerini, bazılarının ise seçilmelerini sürpriz olarak
karşıladıklarını ortaya çıkarmıştır.Ayrıca kadınların çoğunluğunun
kendilerinr milletin temsilcileri olarak görürken,çok azının ise,
kadınların temsilcileri olduklarını ifade ettiklerini
vurgulamaktadır[22]. Dönemin basın mensuplarının gözlemlerine göre ise, 1
Mart 1935’te çalışmalarına başlayan V.Dönem TBMM’ne katılan kadınların
oldukça heyecanlı oldukları,Meclis’in arka sıralarına doğru oturdukları
ve hepsinin gayet şık, başları açık, tayyörlü olarak geldikleri
belirtilmektedir[23].
Böyle bir ortamda Meclis’e gelen kadınların ,buradaki çalışmalarının
aynı heyecanla sürdüğünü söylemek abartılı olmaz. Bu hallerini Meclis’te
çeşitli vesilelerle yaptıkları konuşmalarının içeriğinden öğrenmek
mümkündür.Bu duruma bir örnek olması açısından yeni Hükümet Programının 7
Mart’ta okunmasından sonra,program hakkındaki görüşlerini belirtmek
maksadıyla söz alan Erzurum milletvekili Nakiye Elgün’ün konuşması
verilebilir. Elgün konuşmasında :’’Başbakanımız General İsmet İnönü’ye
beyanı itimat eden arkadaşlar arasında bizim de bulunmamız ve bulunma
onurunu bize vermiş olmanız itibariyle duyduğumuz heyecanı ifade için
buraya gelmiş bulunuyorum(Alkışlar).Bugüne kadar Türk bütün olarak her
sahada yan yana ,elele çalışmıştı.Fakat bugüne kadar Türk milletinin en
yüksek, en onurlu bir mevkii olan burada ilk defa yer almış bir kadın
saylav olmak itibariyle bunu verenlere karşı duyduğumuz hazzı ifade
ederken yine bu büyük onurun içinde Türk Hükümetine itimat beyan eden
arkadaşlar arasında bulunmak şerefinin bize verilmiş olmasından dolayı
duyduğumuz sevinci ifade etmeye çalışırken belki söz bulamıyorum...Bize
bu güzel günler ve güzel anları yaşatmış olan ta ilk gününden beri bize
rehberlik eden Ulu Gazimiz ****** Hazretlerine büyük bir heyecan içinde
olduğumdan memnu kelimeler kullanıyorum.Çünkü şu anda dünyada belki pek
nadir olarak hissedilebilecek heyecan duyanlardan biriyim...’’[24]
diyerek duygularını ifade etmiştir.Aynı duygu ve heyecanı İzmir
Milletvekili Benal Arıman ile Seyhan Milletvekili Esma Nayman’da da
görüyoruz. ******’ün ölümü üzerine Meclis’te yaptığı konuşmasında
Arıman,Türk kadınlarına kazandırdığı haklardan dolayı ******’e olan
minnettarlık duygularını belirtirken[25] Nayman da’’ ****** yalnız Türk
milletini değil, o milleti yetiştiren Türk anasının da şerefini
kurtardı.Türk kadınlığının ona minnettarlığı sonsuzdur...layık olduğu
hakları ******’ün büyük dehası ile kazanmış olan Türk kadını bütün
milli görevlerini ifa için hazırdır...’’[26]sözleri ile aynı görüşleri
paylaşmıştır. Bu örneklerden hareketle kadınların Meclis’teki
çalışmaları gözden geçirilecek olursa, onların erkeklere oranla Meclis’e
daha fazla devam ettikleri ,hemen bütün oturumları takip ettikleri ve
en etkin olarak da bazı konularda söz aldıkları görülür.Dönemin Zabıt
Cerideleri incelendiğinde dikkati çeken nokta, kadınların büyük bir
çoğunluğunun ilgi alanlarına göre bir komisyonda (encümen) görev
almalarıdır.Bazıları bu komisyonlarda katip üye olarak
bulunmuştur.Kadınların görev aldığı komisyonlar şunlar: Hatı Çırpan
Ziraat, Meliha Ulaş Arzuhal (katip üye), Fakihe Öymen Bütçe(katip üye),
Sabiha Görkay ile Nakiye Elgün Dahiliye(katip üye), Esma Nayman İktisat,
Seniha Hızal ile Türkan Başbuğ Maarif, Huriye Baha Öniz Maliye, Mebrure
Gönenç Nafia, Fatma Memik Sıhhat ve İçtimai Muavenet, Ferruh Güpgüp ise
Divan-ı Muhasebat komisyonlarında görev almışlardır[27].
Meclis’teki çalışmaları yakından takip eden kadınlar özellikle bütçe
görüşmelerinde kanaatlerini belirten konuşmalar yaparlar.Bunlardan
Ferruh Güpgüp ile Esma Nayman 1936 yılı ‘Muvazene-i Umumiye Kanunu’nun
görüşülmesi esnasında[28] Meliha Ulaş 1937 yılı Maarif Vekaleti bütçesi
ile ilgili olarak[29] , Mihri Bektaş Beden Terbiyesi Kanunu ile ilgili
olarak birer konuşma yapmışlar[30]. Ayrıca Erzurum Milletvekili Nakiye
Elgün 1938 yılı Maarif Bütçesi görüşmeleri esnasında Samsun Milletvekili
Seniha Hızal ise Hariciye Vekâleti bütçesi ile ilgili olarak
görüşlerini bildirmişlerdir[31]. Yine Ankara’da Tıp Fakültesinin
kurulması hakkındaki kanun tasarısının görüşülmesi esnasında Huriye Öniz
ile Dr.Fatma Memik söz alarak görüşlerini belirten kadınlar
arasındadır[32].
Kadınların Meclis’te yaptıkları konuşmaların içeriği incelendiğinde daha
çok eğitim ve sağlık konularının ağırlık taşıdığı dikkati çeker. Bu
konulardaki önerileri, kızların eğitim seviyelerinin yükseltilmesi ,
sağlık sorunlarının halledilmesi ve özellikle küçük yaştaki çocukların
sağlık, eğitim ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi doğrultusundadır.
Ele alınan V.Dönemde en fazla söz alan milletvekilleri arasında Dr.Fatma
Memik ile Nakiye Elgün yer alır.Benal Arıman,Meliha Ulaş, Huriye Öniz,
Esma Nayman, Türkan Baştuğ, Ferruh Güpgüp, Seniha Hızal, Mihri Bektaş
ise bir veya birkaç konuşma yapmışlardır.
Meclis’in yanısıra, bazı milletvekillerinin kendi seçim bölgelerindeki
çalışmaları ve özellikle sahip oldukları meslekleriyle ilgili olarak
etkinliklerde bulundukları bilinmektedir. Örneğin, Dr. Fatma Memik bir
yandan seçim bölgesi olan Edirne’nin sorunlarıyla ilgilenirken, diğer
yandan da Darülaceze ve Kızılay’ın Polikliniklerinde tıp mesleğinin
uygulamalarını sürdürmeye devam ettiği belirtilir. [33]
Özetlemek gerekirse, Tekeli’nin de belirttiği gibi bu kadınları “hiç
soru sormayan, sorun çıkarmayan uslu kadınlar” olarak nitelendirmek
mümkün ise de[34], bunda hem ilk kez böyle bir görevle karşı karşıya
gelmeleri ,hem de dönemin muhalefetsiz siyasal yapısı gözönüne alınırsa,
onlardan başka türlü bir davranış beklemenin zorluğu kendiliğinden
ortaya çıkar. .
SONUÇ
Osmanlı döneminde başlayıp Cumhuriyet’le devam eden’’batılılaşma”
hareketleri çerçevesinde gerçekleştirilen düzenlemelerle; bir taraftan
toplumdaki kadın erkek eşitsizliği ortadan kaldırılmaya çalışılırken,
diğer taraftan da kadının toplumda layık olduğu yere gelmesi için gayret
sarfedildi.Bu maksatla Cumhuriyet öncesi yapılan düzenlemelere ilave
olarak, bu dönemde çıkarılan 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile
eğitim alanında, 1926 tarihli Medeni Kanun ile sosyal ve hukukî
alanlarda ve nihayet 1930 ve 1934 tarihlerindeki düzenlemelerle siyasal
alanda getirilen hakların temelinde de sözkonusu çabaların yattığı
söylenebilir. Zira, her iki dönemde de kadının konumu çağdaşlaşmanın
ölçütü olarak görülmüştür. Cumhuriyet’le kadınlara tanınan siyasal
haklarda, yeni rejimle kabul edilen ‘Egemenlik kayıtsız şartsız
milletindir’ ilkesinin etkisi tartışılmaz. Hiç şüphesiz bu
demokratikleşmenin de bir gereğiydi ve siyasal katılımın boyutlarını
arttırması açısından da önemliydi. Burada –iddia edilenin
aksine-kadınların siyasal haklarını hiçbir çaba sarfetmeden aldıklarını
söylemek sanırız doğru olmaz. Batıdaki kadınların verdikleri mücadele
örneğinde olmasa bile, Türk kadını siyasal hak talebini her fırsatta
dile getirmiş ve sırası geldiğinde bu hakkını elde etmiştir. Ancak bu
haklarını yeterince kullanamadığı konusu tartışılabilir. Bunda da
,toplumda yaygın bir kanaat olarak yerleşen siyasetin ‘erkek işi’ olması
düşüncesi ile kadına yüklenen görevlerin daha çok ‘aile içi’
sorumluluklar çerçevesinde kalmasının etkileri fazladır.
Kadınların aktif siyasette başarılı olabilmeleri ve siyasal haklarının
göstermelik olarak varolmaması ya da bir süs, bir aksesuar olarak
Meclis’te yer almamaları için, sözkonusu yaygın kanaatlerin değişmesi ve
kadını siyasetten alıkoyan yasal engellerin ortadan kaldırılması
gerekmektedir. Bunun için de seçilenlerin tümünün bu doğrultuda çaba
sarfetmelerinde yarar vardır.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://turkishpowerforum.hareketforum.biz
 
Cumhuriyet Dönemi Kadına Tanınan Sosyal ve Siyasal Haklar!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Hz.Hamza'nın Ciğerini Yiyen Kadın Nasıl Sahabi Oldu
» Sinanpaşa Kayadibi Köyü (Kısa Tanıtım)
» PKK'lı bir kadının itirafları
» Kadınların Silaha İlgisi Artıyor
» İlklere İmza Atan Türk Kadınları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Turkish Power :: Genel Kültür :: Kültür-
Buraya geçin: