Turkish Power
En kaliteli hizmeti almak için üye olunuz!

Turkish Power

TurkishPowerForumuna Hoşgeldiniz!Aradığınız ne varsa burda!
 
AnasayfaKapıGaleriKayıt OlGiriş yap
Forumumuza Hoşgeldiniz!İyi vakit geçirmeniz dileğiyle!
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Süper Mario
Cuma Nis. 09, 2010 3:13 pm tarafından LegendKiller

» Bugs Bunny
Salı Şub. 16, 2010 8:56 pm tarafından LegendKiller

» Ruhsar
Salı Şub. 16, 2010 8:55 pm tarafından LegendKiller

» Ebru Gündeş'in An An Beyin Kanaması
Salı Şub. 16, 2010 8:54 pm tarafından LegendKiller

» Eski Türk Sigaraları!
Salı Şub. 16, 2010 8:51 pm tarafından LegendKiller

» Kemal Sunal Filmleri
Salı Şub. 16, 2010 8:50 pm tarafından LegendKiller

» Power Rangers
Salı Şub. 16, 2010 8:48 pm tarafından LegendKiller

» Milli Mücadele Dönemi Ayaklanmaları!
C.tesi Şub. 13, 2010 3:30 pm tarafından LegendKiller

» Amerikan Ambargosu 1975-1978
C.tesi Şub. 13, 2010 3:29 pm tarafından LegendKiller

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Google Translate

Paylaş | 
 

 Türkler'de"Cumhuriyet"Fikri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
LegendKiller
Administratör
Administratör


Hangi Takımlısınız? : Galatasaray
Mesaj Sayısı : 295
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 37
Nerden : Rize/Ardeşen

MesajKonu: Türkler'de"Cumhuriyet"Fikri   C.tesi Şub. 13, 2010 3:10 pm

Türkler tarihleri boyunca çok geniş coğrafyalara yayılmışlar oralarda
devletler kurmuşlar ve varlıklarını tarihin derinliklerinden bu yana
kesintisiz sürdürmüşlerdir. Onlar millet olarak bir yerde çeşitli
sebeplerle yaşama imkanını kaybettiklerinde başka bir yerde eskisine
göre daha güçlü devletler kurarak dünya tarihindeki yerlerini
almışlardır. İşte Türklerin birbiri arkasına bazen bir öncekinden daha
büyük ve daha gelişmiş devlet kurmalarının sonsuz ve büyük bir yaşama
potansiyeline dayandığı ilim alemince kabul edilmektedir. Hatta onlar
devletlerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldikleri zamanlarda
yeniden toparlanarak bütün sıkıntılardan kurtulmayı başarabilmişler ve
varlıklarını devam ettirmişlerdir.

Türk milleti böyle bir gayretin son örneğini millî mücadele yıllarında
göstermiş bütün menfi şartlara rağmen; İstiklal harbi sonucunda
Anadolu'yu düşmanların işgalinden kurtarmaya muvaffak olmuştur. Bunun
sonucu ******'ün önderliğinde yönetim şekli cumhuriyet olan Türk
devleti kurulmuştur. Türk devletinde yönetim şekli olarak belirlenen
cumhuriyeti "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Halk kendi
yöneticilerini kendi içinden seçer." cümleleriyle ifade etmek mümkündür.
Yukarıdaki cümleleri biraz daha açtığımızda bir yönetim şekli olarak
cumhuriyet rejiminde milletin hakimiyeti söz konusudur. Millet kendi
yöneticilerini kendi içerisinden belirlemek ve seçmek yetkisine
sahiptir. Yöneten ve yönetilenler bakımından toplumda bir sınıf farkı
yoktur. Kısacası cumhuriyet devlet yönetim şekli olarak halkın
yöneticilerini kendi içinden seçtiği kanunlar önünde bütün vatandaşların
eşit olduğu bir idare şeklidir.

Şüphesiz eski Türk devletlerinde bu şekilde bir cumhuriyetten söz
edilemez. Fakat cumhuriyet idari şekilleriyle Türk devleti idare
şekilleri arasında bazı bakımlardan şaşırtıcı benzerlikler
bulunmaktadır. Bunlara misal olarak kuvvetler birliği ve meclisler
gösterilebilir.

Türkiye Cumhuriyeti devletinde cumhuriyetin bir idare şekli olarak
benimsenmesinde eski Türk devlet yönetim şekillerinin ne derece etkili
olduğunu belirleyebilmek için o devletlerin nasıl yönetildiklerini
bilmek gerekmektedir. Bu düşünceden hareketle birbirinden farklı
coğrafyalarda çeşitli devletler kurmaya muvaffak olan Türklerin devlet
idarelerini en eskiden yeniye doğru kronolojik olarak ele aldığımızda
Asya Hunlarından başlamamız gerekir. Hunlar'da Mao-tun (M.Ö.209-174)
döneminden beri devlet işleri ve dini törenlerle ilgili olarak üç ayrı
toplantıdan bahsedilmektedir. Bu toplantılardan daha çok dini mahiyette
olanı yılın ilk ayında ikincisi İlkbahar'da üçüncüsü ise Sonbahar'da
yapılmaktaydı.

Türk milleti böyle bir gayretin son örneğini milli mücadele yıllarında
göstermiş. Bütün menfi şartlara rağmen; İstiklal harbi sonucunda
Anadolu'yu düşmanların işgalinden kurtarmaya muvaffak olmuştur. Bunun
sonucu ******'ün önderliğinde yönetim şekli cumhuriyet olan Türk
devleti kurulmuştur.

Bu toplantılar arasında ilkbaharda yapılanı diğer toplantılardan daha
önemliydi. Bu toplantıda gök yer atalar ve diğer tabiat güçlerine
kurbanlar sunulmaktaydı. Adı geçen toplantıda bütün meseleler
görüşülerek karara bağlanırdı. Bu büyük toplantıya hükümet üyeleri
askeri ve sivil bütün görevli başbuğlar kendilerine bağlı diğer Hun
boylarının temsilcileri katılmak zorundaydı. Devlet yönetiminde mevkiler
semboller ve ünvanlar bu mecliste verilmekteydi. Hükümdar seçimleri de
burada yapılmaktaydı.

Hun devletindeki bu meclis taşıdığı büyük ehemmiyet kuruluş tarzı ve
idari fonksiyonundan dolayı birçok araştırıcı tarafından "Devlet
Meclisi" veya "Millet Meclisi" olarak belirtilmiştir. Toplumun bütün
kesimlerinden temsilcilerin toplantıya katılmaları devlet meseleleri ve
seçimde söz sahibi olmaları araştırıcıları bu düşünceye sevketmiştir.

Hun devletinin geleceğini ilgilendiren bütün önemli kararlar mecliste
alınmıştır. Mesela M.Ö.55 yılında Hun meclisinde bulunanların cesarete
hayranlık duydukları esareti yüz kızartıcı buldukları belirtildikten
sonra at sırtında savaş ve mücadeleyle kurulmuş olan devletin varlığını
devam ettirmek için ölünceye kadar yiğitçe savaşacak askerlerinin olduğu
ileri sürülmektedir. Bu karar mecliste alınmıştır. Ayrıca; Türklerde
İstiklal fikrinin ne kadar eski olduğunu göstermesi bakımından da önem
taşımaktadır. Şüphesiz Türklerde çok eski zamanlardan bu yana mevcut
olan İstiklal anlayışının da onlarda cumhuriyet fikrinin gelişmesinde
etkisi fazla olmuştur.

Hunlar önce de belirttiğimiz üzere devletin geleceğini ilgilendiren
bütün önemli kararları mecliste almışlardır. Devleti ve toplumu doğrudan
ilgilendiren bütün meseleler kurultaylarda görüşülmüştür. Kurultaylar
da toplanış gayeleri esas alındığında çeşitlilik göstermektedir. Bunları
savaş barış göç isyan elçiler ve yargıyla ilgili kurultaylar olarak
belirleyebiliriz.

GökTürklerde de Hunlardaki gibi toplantılar yapılmaktaydı. Gök
-Türklerin yapmış olduğu büyük toplantı da Hunlar'daki gibi 5.ayda yani
mayıs ayında bir bahar bayramı şeklinde yapılıyordu. Göktürk kağanı ve
devletin diğer ileri gelenleri her yılın 5.ayında Yani mayıs ayında
toplanıyorlardı ve bu törene halk da katılıyordu.

Öteki Türk devletlerinde de benzer meclisler vardı. Atilla zamanında 448
yılında Bizans elçi heyetine dahil olarak Hun başkentine giden tarihçi
Priskos Bizans tekliflerini müzakere eden bir Hun "Seçkinler
Meclisi"nden bahsetmektedir. Ayrıca Tabgaç devletinde böyle bir meclis
(Devlet ve Nazırlar Meclisi) Hazar Hakanlığında bir "İhtiyarlar
Meclisi"mevcuttu. Peçenekler'de mühim kararlar mecliste alınmaktaydı.

Uygurlar'da da kurultaylar toplanmakta idi. Mesela M.S. 983-985
yıllarında Turfan'a gelmiş olan ünlü Çinli elçi ve seyyah Wang
Yen-To'nin gezi raporunda Uygur devlet-halk toplantısı çeşitli
yönleriyle anlatılmıştır. Buradan Uygurlarda tam bir demokratik idarenin
olduğu ve sosyal adaletin tam olarak kurulduğu anlaşılmaktadır. Hatta
Uygur toplumunda herkesin çalıştığı ve çalışamayanlara da devletin
yardım ettiği Seyyah tarafından belirtilmektedir.

Oğuzlarda da ortak sorumluluk anlayışının hakim olduğu bir çeşit
demokratik özellikleri taşıyan anlayış vardı. Oğuzlar devlet
meselelerini "Kengeş" adını verdikleri bir çeşit kurultayda görüşerek
karara bağlamaktaydılar. Mesela Oğuzlar Bulgar Türk devletine gitmek
için yola çıkan Halifenin elçilik heyetine ülkelerinden geçiş izni verip
vermeme konusunda toplanmışlar. Bu konuda müzakereler bir hafta sürmüş
ve sonuçta heyetin yoluna devam etmesine karar vermişlerdir.

Bu hadise devlet idare yetkisinin hükümdar dahil hiç kimsenin tek başına
elinde toplanmamış olduğunu göstermektedir. "Ortak sorumluluk sistemi"
bütün devlet yapısına hakimdir. Oğuzların demokratik esaslara göre idare
edildiğini gösterin bu anlayışın siyasi hayat sahası içinde kalmadığı
toplum hayatını da içine aldığı kurultayda oybirliği ile alınan
kararların bazen en "basit" bir Oğuz vatandaşı tarafından bile
bozulabilmesinin mümkün olmasından anlaşılmaktadır.

Oğuzlar aynı zamanda adeta sınıfsız bir toplum yapısına sahipti. Servet
ve mevki toplumda sınıf farkı yaratmıyordu. Ayrıca soydan gelen
asilikten de hiç söz edilmemektedir. Daha eski tarihlerde de Türk
toplulukları arasında sınıf ayrılığı ve sınıf mücadelesi
bulunmamaktaydı. Onlarda sınıf farkının olmaması hayat tarzlarıyla
yakından alakalıydı. Herhangi bir toplulukta yüksek tabakaların
oluşumunda önemli rol oynayan geniş araziye sahip olmak askerliği meslek
edinmek ve ruhani zümreye mensup bulunmak gibi iktisadi siyasi ve dini
yönden mevki sahibi kılacak özellikler Türk toplumunda yer almamaktaydı.
Bunların üçü de eski Türk toplumunda gelişme şansı bulamamıştı.
Başlangıçta ziraatin umumi ekonomik faaliyette ancak çok az bir yer
tuttuğu eski Türk toplumunda toprak köleliği yoktu. Askerliğin eski
Türkler arasında önemli bir yeri vardı. Türk toplumunun sosyal karakteri
icabı her Türk aynı zamanda iyi savaş terbiyesi almış ve savaşa her an
hazır durumdaydı. Askerlik toplumda ayrı bir meslek olarak
görülmemekteydi. Eski Türk toplumunda din adamları da imtiyazlı bir
sınıf oluşturmamaktaydı. Türk toplum anlayışına göre kabiliyet zeka
irade cesaret gibi vasıflara sahip olan bir kimse en yüksek mevkilere
çıkabilmekteydi. Bunun için hiçbir engel bulunmamaktaydı. Dinamizm ve
hareketlilik Türk toplum anlayışının özünü teşkil etmekteydi.

Demokrasinin temelini teşkil eden seçim Selçuklular'da da vardı. Bunu
misal olarak Gazneliler devletine karşı 1040 yılında kazanılan
Dandanakan Meydan Muharebesinden sonra toplanan Kurultayda Tuğrul Beyin
yeni kurulan Selçuklu Devletinin hükümdarlığına seçilmesi
gösterilebilir. Selçuklular Türk devlet anlayışının nimetlerinden
hakimiyetleri altındaki bütün halkı yararlandırdıkları gibi keskin
sınıflar sistemine göre işleyen toplumu da bugünkü deyimi ile
demokratlaştırmaya çalışmışlardır. Bu devletin kuruluşu sırasında
memuriyetlere toplumun en alt tabakalarından elemanlar almak suretiyle
göstermekle kalmamışlar bilhassa takip ettikleri kültür siyasetiyle
toplumda köklü değişiklikler yapmışlardır.

Anadolu Selçuklularında da çoğu zaman meclisler toplanarak devletin
geleceğini ilgilendiren önemli kararlar bu meclislerde alınmıştır. Bir
misal verecek olursak İzzeddin Keykavus devlet meselelerini ve hatta
özel meselelerini daima topladığı danışma meclisinde halletmeye
çalışmıştır. Bu meclislerde meseleler enine boyuna müzakere edildikten
sonra çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır.

Eski Türk devlet anlayışının izleri Osmanlı devletinin kuruluşu
esnasında da görülmektedir. Kayı boyundan Ertuğrul oğlu Osman Gaziyi uç
beylerinin bir araya gelerek kurultayda Oğuz töresi gereğince devletin
başına geçirdikleri belirtilmektedir. Buradan Osmanlı devletinin
kuruluşu sırasında Türk beylerinin katılımıyla toplanan mecliste durum
istişare edildikten sonra Osman Beyin devletin başına getirilmesine
karar verildiği ve bir nevi demokratik usullerle yani seçim yoluyla
devletin başına getirildiği anlaşılmaktadır. Bu şekilde beylerin
kurultayda karar alarak Osman Beyi devletin başına geçirmeleri eski Türk
devlet anlayışının bir devamı olarak kabul edilmelidir. Osmanlı
toplumunun da sınıfsız toplum esasına dayanan Cumhuriyet anlayışının
yerleşmesine hazır olduğu anlaşılmaktadır.

Eski Türk toplum yapısına bakıldığında devlet meselelerinin görüşüldüğü
bir meclis bulunmaktadır. Meclislerde hükümdar dahil olmak üzere devlet
ileri gelenleri seçilebilmektedir. Türk toplumunun sınıfsız bir toplum
olduğu ve toplumda sınıf mücadelesinin olmadığı anlaşılmaktadır. Eski
Türk devlet anlayışına göre devlet millet için vardır. Devleti yöneten
hükümdar da kendini halka karşı sorumlu hissetmektedir. Cumhuriyet
rejiminde de meclis bulunmakta ve yöneticiler seçimle iş başına
getirilmektedir. Yine bu rejimde de toplumda sınıf farkı yoktur. ******
"Türkiye Cumhuriyeti halkı ayrı ayrı sınıflardan mürekkeb değil ve
fakat ferdi ve içtimai hayat için iş bölümü itibariyle muhtelif mesai
erbabına ayrılmış bir camiadır" diyerek Türkiye cumhuriyeti devletinde
sınıf farkının olmadığını bariz bir şekilde belirtmiştir. Ayrıca
Türklerin en eski tarihlerinden itibaren onlarda çok belirgin bir
şekilde var olan istiklal anlayışı da hak ve hürriyetler rejimi olan
cumhuriyet anlayışının gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Türk milletinin özelliğini ve Türk tarihini çok iyi bilen ****** "Türk
milletinin tabiat ve karakterine en uygun idare cumhuriyettir" demiştir.
Bu fikrin ortaya atılmasının tarihi temelleri vardır. Yukarıda
misallerle belirttiğimiz üzere Orta Asya'da kurulan Türk devletlerinden
başlayarak daha sonra farklı coğrafyalarda kurulan Türk devletlerindeki
yönetim anlayışı zamanla tekamül ederek Cumhuriyet rejiminin
benimsenmesinde etkili olmuştur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://turkishpowerforum.hareketforum.biz
 
Türkler'de"Cumhuriyet"Fikri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Recep Ivedik Turkcell Tavuk Reklamı "Psikolog" RepLikLeri
» Müslüm Gürses Tüm Şarkı Sözleri "u" ile başlayanlar
» Türkler ve İslamiyet
» PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED(S.A.V)"DEN HADİS-İ ŞERİFE GÜZEL VE ÇİRKİN
» BiLL : "HayaLim MahvoLdu" BiLL'Le AmeLiyat Hakkında...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Turkish Power :: Genel Kültür :: Kültür-
Buraya geçin: