Turkish Power
En kaliteli hizmeti almak için üye olunuz!

Turkish Power

TurkishPowerForumuna Hoşgeldiniz!Aradığınız ne varsa burda!
 
AnasayfaKapıGaleriKayıt OlGiriş yap
Forumumuza Hoşgeldiniz!İyi vakit geçirmeniz dileğiyle!
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Süper Mario
Cuma Nis. 09, 2010 3:13 pm tarafından LegendKiller

» Bugs Bunny
Salı Şub. 16, 2010 8:56 pm tarafından LegendKiller

» Ruhsar
Salı Şub. 16, 2010 8:55 pm tarafından LegendKiller

» Ebru Gündeş'in An An Beyin Kanaması
Salı Şub. 16, 2010 8:54 pm tarafından LegendKiller

» Eski Türk Sigaraları!
Salı Şub. 16, 2010 8:51 pm tarafından LegendKiller

» Kemal Sunal Filmleri
Salı Şub. 16, 2010 8:50 pm tarafından LegendKiller

» Power Rangers
Salı Şub. 16, 2010 8:48 pm tarafından LegendKiller

» Milli Mücadele Dönemi Ayaklanmaları!
C.tesi Şub. 13, 2010 3:30 pm tarafından LegendKiller

» Amerikan Ambargosu 1975-1978
C.tesi Şub. 13, 2010 3:29 pm tarafından LegendKiller

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Google Translate

Paylaş | 
 

 Kurtuluş Savaşı Muharabeler Dönemi!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
LegendKiller
Administratör
Administratör


Hangi Takımlısınız? : Galatasaray
Mesaj Sayısı : 295
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 37
Nerden : Rize/Ardeşen

MesajKonu: Kurtuluş Savaşı Muharabeler Dönemi!   C.tesi Şub. 13, 2010 3:09 pm

Kurtuluş Savaşı Muharebeler Dönemi

BİRİNCİ İNÖNÜ SAVAŞI - 1921

Yunanlılar, Bursa ve Uşak mıntıkalarından Eskişehir ve Afyon
istikametlerinde 6 Ocak 1921'de ileri harekata geçtiler. Yunan harekatı
üç koldan ilerleyerek İnönü önünde birleşiyordu. Yunanlılar, 3 günlük
yürüyüşten sonra 9 Ocak günü İnönü mevzilerinin önüne gelmişlerdi. Asıl
savaş 10 Ocak günü sabah saat 06.30'da Yunanlıların taarruza geçmesi ile
başladı. Saldırısı kırılan düşmana karşı savaş 10 Ocak 1921'de
kazanıldı. Savaşın İnönü bölgesinde yapılması bir tesadüf değildi. İnönü
savaşlarının zamanını Yunanlılar, fakat savaş alanını Türkler
seçmişlerdi. Türk ordusunun savunma planına göre, Bursa ve Kocaeli
yönünden gelecek bir düşman taarruzu İnönü'de karşılanacaktı. 11 Ocak
1921'de o güne kadar fazla kayıp vermiş ve çok hırpalanmış olan düşman,
daha fazla ilerlemeye kendisinde kudret göremeyerek, tekrar Bursa
civarındaki eski mevzilerine çekilmek zorunda kaldı. Dinamik bir sevk ve
idare sistemiyle düşmanın iki misli kuvvetlerine karşı, zayıf
kuvvetlerle yoğun bir savunma yapılmış ve düşman ordusu üç gün içinde
yenilerek geri çekilmeye mecbur bırakılmıştır.

I. İnönü Zaferi sonunda Albay İsmet Bey, 1 Mart 1921'de generalliğe
yükseltildi. Kazanılan bu zaferin tarihi önemi, Batı Cephesi'nde
kazanılan ilk zafer oluşu ve Sevr tatbikçilerine milli teşkilatın ne
demek olduğunu göstermesidir.

I. İnönü Savaşıyla Kuva-yı Milliye devri son bulmuş, Büyük Millet
Meclisi Hükümeti'nin ve ordusunun içerde ve dışarıda itibarı birden
yükselmiş, ordunun ve Meclis'in otoritesi artmıştır.

İKİNCİ İNÖNÜ SAVAŞI



Birinci İnönü Savaşın'da yenilen Yunanistan, kurulmakta olan Türk
ordusunun gücünü görmüştü. Bu savaş Türklere moral ve prestij
sağlamıştı· Bu bakımdan, Türk Ordusu'nun yeterince kuvvetlenmesine
fırsat vermek istemeyen Yunanistan, Londra Konferansı'nın sonucunu
beklemeden, yeni bir saldırıyaa hazırlandı. Kral hem prestijini
kurtarmayı, hem de Türk Ordusu'nu yok ederek, Türkleri Sevr'i kabule
mecbur edebileceğini umuyordu. İzmir'e yeni kuvvetler çıkartıp,
Trakya'daki kuvvetlerinin de bir kısmını Anadolu'ya taşıyan Yunanlılar
Lloyd George'dan da politik destek aldıkları için durumu kendileri için
çok elverişli görüyorlardı. Hatta Albay Sarıyanis, Samsun ve Trabzon'a
da asker çıkartılarak Türk Ordusu'nun iki ateş arasına alınmasını
önerdi. Fakat bir milyar drahimiye ihtiyaç duyulan bu hayalden, "Bu
kadar para İngilte de bile yoktur." düşüncesiyle vaz geçildi. Yunanlılar
lehine olan bir önemli durum, Türkiye'nin henüz iç güvenliğini
sağlayamamış olması idi. Bir yandan 20-25.000 kişilik Pontus çeteleri,
diğer yandan Koçkiri Aşireti'nin ayaklanması cephe gerisini tehdit
ediyordu. Asker kaçakları olayları da yeniden çoğalmıştı. Salgın
hastalıklar, yiyecek ve ilaç yokluğu Türk Ordusu'nu kırıyordu. Yalnızca
soğuktan olan hastalıklardan 9.000'den çok asker bu kış içinde ölmüştü.
Askerin sırtına giydirecek, sıcak tutacak elbise bulunamadığı için halk,
evlerindeki kilimleri basit bir şekilde dikip orduya veriyordu. Bütün
bu yokluklara rağmen Türk Ordusu inançla ve yılmadan hazırlanıyordu.
Lloyd George, Yunanlıları uyarmak için, "Alınan önlemleri yeterli
görüyorum, hiçbir şeyin talihe ve tesadüfe bırakılmaması gerekir. Çünkü
yapılacak tararruz başarısızlığa uğrarsa bundan sonra Türklerle
uyuşulamaz." diyordu.

Yunanlılar 23 Mart'ta Bursa, Uşak, Eskişehir ve Afyon'dan üstün
kuvvetlerle taarruza geçtiler.

Yunanlılar 24 Mart'ta Bilecik'i, 25 Mart'ta Pazarcık yöresini işgal edip
İnönü mevzilerini sıkıştırmaya başladılar. 30 Mart'a kadar süren, zaman
zaman süngü savaşı halini alan savaşlar sonucu önemli stratjik bir yer
olan Metris Tepe Yunanlıların eline geçti. Yunanlılar Güney Cephesi'nde
de Refet Bey komutasındaki birliklere saldırmışlar ve Afyon'u işgal
ederek ilerlemişlerdi. Oysa Refet Bey yenilgi durumunda olduğunu
görmemiş, İsmet Bey'e yardım için Ankara'ya başvurmuştu. Bu sıkışık
durumda, B.M.M Muhafız Taburu (900 tüfek, 4 makinalı tüfek) cepheye
gönderildi. Bu kuvvetin gelmesiyle, güçlenen Türk ordusu 31 Mart 1921'de
karşı saldırıya başladı. Türk ordusunun erleri ve subayları insanüstü
fedakarlıklar göstererek, komutanlar ön hatlarda çarpışarak, Yunan
Ordusu'na büyük kayıplar verdirdi, Bu sırada Ankara, savaşın sorumlusu
İngilte're'ye sert bir nota verdi. Fakat daha İngiltere'nin yanıtı
gelmeden, Yunan ordusu 1 Nisan tarihinde yenilgiyi kabul ederek
çekilmeye başladı. Türk süvarileri Yunan Ordusu'nu takip etti. Refet
Bey'in emrindeki süvariler düşman çekişilişine ağır kayıplar verdirtti.
Fakat Türk Ordusu'nun iki katı kuvveti olan Yunan Ordusu yeterince
ezilip yok edilemedi. Savaşın geçtiği bir çok Türk şehir ve kasabası
tamamen tahrip oldu. Yakılıp yıkıldı.

İsmet Paşa, 1 Nisan tarihinde Metris Tepe'den Ankara'ya telgrafla Yunan
Ordusu'nun yenilgisini bildirdi. M. Kemal Paşa İsmet Paşa'ya aynı gün
verdiği yanıtta:

"Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Savaşları'nda yüklendiğiniz
görev kadar ağır bir görev yüklenmiş komutanlar pek azdır. Ulusumuzun
bağımsızlığı ve varlığı, çok üstün yönetiminiz altında şerefle
görevlerini yapan komutan ve silah arkadaşlarımızın duyarlılığına ve
yurtseverliğine büyük güvenle dayanıyoruz. Siz orada yalnız düşmanı
değil, ulusun ters alın yazısını da yendiniz..." diyordu. İnönü Zaferi, 8
Nisan'da kazanılan Aslıhanlar Zaferi ile tamamlandı. Afyon yönünde
ilerleyen Yunan ordusu, İnönü'deki kuvvetlerinin yenilip çekilmesi
üzerine Afyon'u boşaltıp çekildiler. Yolda Aslıhanlar'da ağır bir
yenilgiye daha uğradılar. Fakat Uşak'ta takviye aldıkları için Türk
Ordusu ileri harekatını durdurdu.

İkinci İnönü Zaferi içte ve dışta büyük etki yaptı. Türk halkının orduya
güveni iyice arttı. İstanbul'da mitingler yapıldı. Kızılay'a para
yardımları yapıldı. Padişah bile para verdi. Veliahd Abdülmecit
Efendi'nin oğlu Anadolu Savaşı'na katılmak için İnebolu'ya geldi. Fakat
isteği Ankara tarafından red edildi.

Dışta ise Yunanlılar ve İngilizler Türk Ordusu'nun gücünü kabul ettiler.
Bu kadar kısa zamanda Türklerin bu derece güçlü bir ordu kurmasını
mucize olarak nitelendirdiler. Alman ve Bulgar basını bu başarıya geniş
yer vererek kendi halklarının moralini yükseltmeye çalıştılar. Fransız
basını "Eskişehir Savaşı" adını verdiği bu savaşa geniş yer verdi. Turk
başarısını övdü. Hatta bazı gazeteler, "Tek bir çözüm var: Samimiyetle
Türklerin bağımsızlığını tanımak, İzmir'i Edirne'yi vermek..." diye
yazarak büyük gerçeği dile getiriyordu.

Türklerin bu savaşta 1.493 şehit, 2.740 yaralı ve 76 esir kayıplarına
karşılık, Yunan Ordusu'nun kaybı 15.000'den çoktu. Bunların 6.000'i
İnönü'de, 5.000'i Gündüzbey'de, 5.000'i de İnegöl-Pazarcık arasında
öldürüldü. Ayrıca yüz kadar ağır, 200 hafif makinalı tüfek ve önemli
sayıda cephane, 10 otomobil, 2 uçak kaybettiler. Fakat düşman geri
çekilirken, sivil halktan çok kimseyi öldürdü, köy ve kasabaları intikam
için yaktı. Ankara, bu durumu tesbit etmek için bir "Tahkikat Heyeti"
gönderdi. Dış basından gözlemciler çağrıldı. Fakat bütün bunlar Yunan
katliamını engellemedi. Hatta, Rum çeteleri ve Ermeni çeteleri, Abhazlar
çok kanlı, dehşet verici kıyım yaptılar. Batı ve Doğu Trakya'da da
Türklere karsı büyük baskı yapıldı. Türklere karşı Trakya'da katliam
girişimleri İtilaf Devletleri'nin (İtalya ve Fransa) araya girmesiyle
engellendi.

Fransa, TÜrkiye'nin başarısı karşısında gerçekleri görerek Türkiye ile
anlaşma zemini aradı. Başlayan Türk-Fransız görüşmeleri Ankara'da
dostluk havasına büründü. Fakat Yunan Ordus yeni bir saldırıya başladığı
için Fransızlar görüşmeleri askıya aldılar ve saldırının sonucunu
beklediler. Sakarya Savaşı sonrası anlaşma sağlanacaktır.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://turkishpowerforum.hareketforum.biz
LegendKiller
Administratör
Administratör


Hangi Takımlısınız? : Galatasaray
Mesaj Sayısı : 295
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 37
Nerden : Rize/Ardeşen

MesajKonu: Geri: Kurtuluş Savaşı Muharabeler Dönemi!   C.tesi Şub. 13, 2010 3:09 pm

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ



14 Ağustosta yeniden ilerlemeye başlayan Yunan birlikleri Sakarya
ırmağının doğusuna geçince Türk ordusuyla karşılaşmışlardır.
Sakarya savaşı bir ölüm kalım savaşı olarak nitelendirilebilir.Çünkü bu
savaş kaybedilecek olursa Ankara işgal edilecek TBMM çok zor bir duruma
düşecektir.Bu nedenle ordu komutanları Türk askerlerini yüreklendirmeye
çalışmışlardır.Türk ordusu ile Yunan ordusu arasındaki güç dengesi Yunan
ordusu lehine idi.Bu fark ancak Türk askerinin yiğitlik ve kahramanlığı
ile kapatılabilirdi.Mustafa Kemal Paşa durumun önemini komutanlara
çektiği telgraflarla anlatılmıştır.Bu muharebelerde Mustafa Kemal
Paşanın uyguladığı harp taktiği çok dikkat çekicidir.Bu taktik Yunan
generalleri tarafından çözülememiş ve Yunan ordusunun mağlup edilmesinde
etkili olmuştur.Mustafa Kemal Paşanın komutanlara çektiği
telgraftaki:”hattı müdafaa yoktur.Sathı müdafaa vardır.O satıh bütün
vatandır” şeklindeki emri bu taktiği özetler niteliktedir.
Sakarya Muharebesi 22 gün 22 gece sürmüştür.Düşman saldırısını
durdurmayı başaran Türk ordusu 11 Eylülde büyük bir karşı saldırı
başlatarak 13 Eylülde yunan cephesinin bozularak dağılmasını
sağlamıştır.Böylece Türk ordusu tam bir zafer kazanmıştır.Bu zafer
TBMM’nin hem iç politikada hem de dış politikada otoritesini
artırmıştır.
Sakarya meydan Muharebesinin sonuçları:
• Avrupalı devletler karşısında 1683’teki II.Viyana kuşatmasından beri
süregelen geri çekilme Sakarya zaferi ile sona ermiştir.
• Sakarya savaşı Türk ordusu adına Kurtuluş savaşındaki son savunma
savaşı olmuştur.Türk ordusu bu savaştan sonra taarruza geçmiştir.
• Azerbaycan Gürcistan ve Ermenistan devletleriyle 13 Ekim 1921’de Kars
antlaşması imzalanmış böylece Kafkas sınırımız kesinlik kazanmıştır.
• İtilaf devletleri arasındaki görüş ayrılıkları artmıştır.Bunun sonucu
olarak Fransa ile 20 ekim 1921’de Ankara antlaşması imzalanmıştır.
• 22 Ekim 1921’de İngiltere ile “esir değişimi antlaşması”
imzalanmıştır.uluslar arası eşitlik ilkesine uygun bir şekilde imzalanan
bu antlaşmayla daha önce Malta’ya sürgün edilmiş olan Türk esirleri
Anavatan’a dönmeleri sağlanmıştır.2 Ocak 1922’de Ukrayna ile “Dostluk”
antlaşması imzalanmıştır.
• II.İnönü savaşı sonrasında başlayan İtalyan ordusunun Anadolu’dan
çekilmesi Sakarya Muharebesinden sonra tamamlanmıştır.
• Mustafa kemal Paşaya TBMM tarafından Gazilik unvanı ile “mareşallik”
rütbesi verilmiştir.
• Yunan ordusu itilaf devletlerinden aldığı desteği kaybetmiştir.
• İtilaf devletleri TBMM’ye barış yapma teklifinde bulunmuşlar fakat
TBMM misak-ı milliye uymayan bu teklifi imzalamayı kabul etmemiştir.
• Sakarya savaşından sonra yaklaşık bir yıl boyunca yunan ordusuyla
büyük bir savaş yapılmamıştır.Türk ordusu bu zaman dilimini çok iyi
değerlendirerek tekalif-i Milliye emirlerini bütün yurt çapında
uygulayarak ordunun taarruz gücüne kavuşmasını sağlamıştır.
• Yunan ordusu Sakarya savaşından sonra yeni bir saldırı yapmaktan
vazgeçmiştir.Ele geçirmiş olduğu yerleri kaybetmemek amacıyla savunma
önlemleri almaya başlamıştır.
Ankara antlaşması(20 Ekim 1921)
Güneydoğu Anadolu’da Kuvay-ı Milliye güçlerine karşı üstünlük
sağlayamayan Fransa Sakarya savaşının Türk ordusu tarafından kazanılması
üzerime TBMM ile Ankara antlaşmasını imzalamıştır.
Ankara antlaşmasını bazı maddeleri şunlardır:
• Bu antlaşma ile iki taraf arasındaki silahlı çatışmalar sona
erecektir.
• İki tarafta karşılıklı olarak ellerindeki esirleri serbest
bırakacaktır.
• Hatay(Antakya) ve İskenderun özerklik verilmesi koşuluyla Fransa
yönetimindeki Suriye’ye bırakılacaktır.
Antlaşmanın Önemi:
• Güney cephesi kapanmıştır.Buradaki birlikler batı cephesine
aktarılmıştır.
• Fransa TBMM’yi ve Misak-ı Milliyi tanıyan ilk itilaf devleti olmuştur.
• İtilaf devletleri arasındaki fikir ayrılıkları daha da artmıştır.Bu
durum Anadolu’daki direniş gücünü artırmıştır.
• Hatay’ın Fransa yönetimindeki Suriye’ye bırakılmasıyla Misak-ı
Milli’den ikinci taviz verilmiştir.
İtilaf Devletlerinin Barış Teklifleri
Türk ordusunun Sakarya Muharebesinde başarılı olması Yunanistan
dışındaki diğer İtilaf devletlerini de tedirgin etmiştir.Türk ordusunun
daha da üstün duruma geçmesi İtilaf devletlerinin yapmayı düşündüğü
barış antlaşmasını tehlikeye düşürecekti.Bu nedenle İtilaf devletleri
Türk ve Yunan Hükümetlerine ateşkes yapmaları teklifinde bulunmuştur.Bu
teklif zaten zor durumda olan Yunan hükümeti tarafından hemen kabul
edildi.Türk hükümeti ise tam bağımsızlığı sağlamak istediğini belirterek
teklifi reddetmiştir.
TBMM’ye sunulan ateşkes önerisinde şu temel esaslar yer almıştı:
• Türk ve Yunan orduları arasındaki silahlı çatışmalar sona erecek ve
iki taraf arasında tarafsız bir bölge oluşturulacak
• Türk ve Yunan birlikleri İtilaf devletlerinin kontrolüne verilecek
• Bu tarihten itibaren her iki ordu da asker ve silah alımını
durduracak.
Bu maddeler TBMM’nin bağımsızlık düşüncesine aykırı olması ve asıl
olarak TBMM’yi engellemesi nedeniyle kabul edilmemiştir.
Buna rağmen İtilaf devletleri 26 Mart 1922’de Paris’te yapılan bir
toplantı sonunda TBMM’ye barış teklifi olarak bir metin
sunmuşlardır.Fakat Sevr antlaşmasının hafifletilmiş şeklinden başka bir
şey olmadığı görüldüğü için bu teklifler de reddedilmiştir.
Yapılan bütün görüşmeler İtilaf devletlerinin TBMM’nin daha da
güçlenerek Misak-ı Milli sınırlarına ulaşmasını engellemeyi istediğini
açıkça göstermiştir.Bu nedenle görüşmelere son verilerek Yunan ordusuna
karşı yapılacak taarruz için hazırlıklara başlanmıştır.
Sebepleri: Yunanlıların Türk ordusunu yok edip Ankara’yı ele geçirmek
istemeleri
Sonuçları
 Türk ordularının 1683 yılındaki II. Viyana yenilgisinden beri
süregelen geri çekilişi sona erdi.
 Türk ordusunun son savunma savaşı oldu.
 Türk orduları saldırı gücüne ulaştı.
 Yunan ordularının saldırı gücü kırıldı, savunma yapmak zorunda
bırakıldı.
 İtilaf Devletleri TBMM’ye ateşkes ve yeni barış önerileri sundu.
 Fransa ve İtalya işgal bölgelerinden çekildi.
 M. Kemal’e “mareşallik” rütbesi ve “gazilik” unvanı verildi.
 Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması, Fransa ile Ankara
Antlaşması yapıldı.

Sakarya Meydan Savaşı’nı Takip Eden Siyasi Olaylar
Kars Antlaşması (13 Ekim 1921):
TBMM Hükümeti ile Sovyet Rusya’ya bağlı Kafkas Cumhuriyetleri
(Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan) arasında imzalandı. Antlaşmaya
göre;
o Doğu sınırımız kesin olarak çizildi.
o Moskova Antlaşması Kafkas Cumhuriyetleri tarafından da benimsendi.
o Ardahan Türkiye’ye bırakıldı.
o Batum’un Gürcistan’da kalması kesinleşti (Misak-ı Milli’den ilk
taviz).
NOT: 13 Ekim 1921’de Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ile, 2 Ocak
1922’de Ukrayna ile dostluk antlaşmaları imzalandı.
Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)
TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalandı (Fransa, Güneydoğu
Anadolu’da Türk direnişiyle karşılaşmış, insan ve prestij kaybına
uğramış, daha fazla zarar görmeden Anadolu’dan çekilmek istemiş, I. ve
II. İnönü Savaşları’ndan sonra Türk Hükümeti’nin başarılı olacağını
biliyordu, Sakarya Savaşı’yla bu görüşleri pekişmiş, Ankara ile ilk
anlaşan olup bazı avantajlar elde etmek istemiş).
Bu antlaşma ile;
o Türk-Fransız savaşı hukuki olarak sona erdirilmiş.
o Fransa işgal ettiği topraklardan İskenderun ve Antakya (Hatay) hariç
çekilecek.
o Türkiye-Suriye sınırı Hatay dışında bugünkü durumunu almıştır.
o İskenderun ve Antakya’da özel bir yönetim kurulacak. Bölgede yaşayan
Türklere geniş haklar verilecek. Hatay’da Türkçe resmi dil olarak
kalacak, Türk parası geçerli olacak.
o Fransa Suriye’den çekilirse Hatay halkının kendi geleceğini kendisinin
belirlemesi için halk oylamasına gidilmesine karar verildi.
o Caber Kalesi Türk bayrağı altında Türkiye’nin mülkü sayılacak.
NOT: Günümüzde Suriye sınırları içindeki Caber Kalesi, Türk sınırları
dışında Türk bayrağının dalgalandığı, Türk toprağı sayılan tek
topraktır.
Önemi:
o Hatay dışında Suriye sınırı çizildi.
o İtilaf cephesi parçalandı, İngiltere yalnız kaldı.
o Fransa TBMM Hükümetini ve Misak-ı Milli’yi tanıdı.
o Güney cephesindeki birlikler Batı’ya kaydırıldı.
o Hatay ve İskenderun özel bir statüye sahip olsa da (şimdilik kaydıyla)
Misak-ı Milli’nin dışında kaldı.
NOT: Misak-ı Milli’yi ve yeni Türk devletini tanıyan ilk İtilaf Devleti
Fransa’dır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://turkishpowerforum.hareketforum.biz
LegendKiller
Administratör
Administratör


Hangi Takımlısınız? : Galatasaray
Mesaj Sayısı : 295
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 37
Nerden : Rize/Ardeşen

MesajKonu: Geri: Kurtuluş Savaşı Muharabeler Dönemi!   C.tesi Şub. 13, 2010 3:09 pm




26 Ağustos sabahı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında
Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa(Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa
(İnönü) ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe'deki yerini
aldı. Büyük taarruz burada başladı. Topçuların sabah saat 4:30'da taciz
ateşi ile başlayan harekat, saat 5:00'de önemli noktalara yoğun topçu
ateşi ile devam etti. Piyadelerimiz, Sabah 6:00'da Tınaztepe'ye hücum
mesafesine yaklaşarak, tel örgüleri aşıp, Yunan askerini süngü hücumu
ile temizledikten sonra, Tınaztepe'yi ele geçirdiler. Bundan sonra, saat
9:00'da Belentepe, daha sonra Kalecik-Sivrisi düşmandan temizlendi.
Taarruzun birinci günü, sıklet merkezindeki 1. Ordu Birlikleri, Büyük
Kaleciktepe'den Çiğiltepe'ye kadar onbeş kilometrelik bir bölgede
düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçird. 5. Süvari Kolordusu düşman
gerilerindeki ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda bulundu. 2. Ordu
da cephede tespit görevini aksatmadan sürdürdü.26 Ağustos günü Türk
Ordusunun Büyük Taarruz'u, Genelkurmay Başkanlığı'nca TBMM'ne
bildirildi. Bu haber Meclis'i coşturdu ve heyecanlı gösterilere vesile
oldu.27 Ağustos Pazar sabahı gün ağarırken, Türk Ordusu bütün cephelerde
yeniden taarruza geçti. Bu taarruzlar çoğunlukla süngü hücumlarıyla ve
insan üstü çabalarla gerçekleştirildi. 27 Ağustos saat 18:00'de, Afyon
8. Tümen tarafından kurtarıldı. Afyon kurtuluşun şanlı ve şerefli
müjdesi olmuştu. Başkomutanlık karargahı ile Batı Cephesi Komutanlığı
karargahı Afyon'a taşındı.28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı
günleri, başarılı geçen taarruz harekatı ile düşmanın 5. Tümeninin
çevrilmesi ile sonuçlandı. 29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapan
komutanlar, hemen harekete geçerek muharebenin süratle
sonuçlandırılmasını gerekli buldular. Düşmanın çekilme yollarının
kesilmesi ve düşmanı çarpışmaya zorlayarak, tamamen teslim olmalarını
sağlama yolunda karar aldılar. Karar süratli ve düzenli bir şekilde
gerçekleştirildi. 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü taarruz harekatı Türk
Ordusunun kesin zaferi ile sonuçlandı. Büyük Taarruz'un son safhası
askeri tarihimize Başkomutan Meydan Muharebesi olarak geçmiştir.30
Ağustos 1922 Başkomutan Meydan Muharebesi sonunda, düşman ordusunun
büyük kısmı dört taraftan sarılarak, Dumlupınar'da Gazi Mustafa Kemal
Paşa'nın ateş hatları arasında bizzat idare ettiği savaşta tamamen yok
edilmiş veya esir edilmişti. Böylece tasarlanan kesin sonuç beş gün
içinde elde edilmiş ve hazırlanan plan tam başarı ile uygulanmıştı. 30
Ağustos 1922'nin gurur verici zaferi ile Mustafa Kemal, kaçabilen
düşmanın takip edilmesini ve üç koldan Ege'ye doğru ilerlemesini uygun
buldu. "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri" diyerek, tarihi emrini
1 Eylül 1922'de verdi. Yunanlılar, İzmir'e doğru kaçmaktaydı. Başta
Yunan Ordusu Başkomutanı Trikopis olmak üzere çok sayıda esir ele
geçirilmişti.Ordumuz bu muharebede, on beş günde 400 kilometre
katederek, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'e girdi. Sabuncu Bel'den geçen 2.
Süvari Tümeni, Mersinli yolu ile İzmir'e doğru akarken, bunun solunda 1.
Tümen de Kadife Kale'ye doğru yürüyordu. Bu Tümenin 2. Alayı Tuzluoğlu
Fabrikası'ndan geçerek Kordonboyu'na ulaştı. Yüzbaşı Şeref Bey Hükümet
Konağına, 5. Süvari Tümenimizin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık
dairesine, 4. Alay Komutanı Reşat Bey de Kadife Kale'ye bayrağımızı
çektiler.İzmir'de askerlerimiz coşku içinde karşılandılar ve çiçek
yağmuruna tutuldular. Süvarilerimizin Kordon boyundan geçişi çok
görkemli idi. Kurtuluş zaferinin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa,
İzmir'in kurtuluşunu Belkahve'den seyretti. Türk Ordusunun, 400
kilometrelik bir mesafeyi savaşarak katedip İzmir'e ulaşması içerde ve
dışarda hayret ve takdir uyandırdı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://turkishpowerforum.hareketforum.biz
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kurtuluş Savaşı Muharabeler Dönemi!   Bugün 8:37 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kurtuluş Savaşı Muharabeler Dönemi!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Türk Boyları savaşçıları
» ******'ün Hayatında 19 Sayısının Önemi
» efsane kadın savascı amozonlar
» KIRGIZ-ÖZBEK SAVASINA DOGRU..
» Türkler ve İslamiyet

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Turkish Power :: Genel Kültür :: Kültür-
Buraya geçin: