Turkish Power
En kaliteli hizmeti almak için üye olunuz!

Turkish Power

TurkishPowerForumuna Hoşgeldiniz!Aradığınız ne varsa burda!
 
AnasayfaKapıGaleriKayıt OlGiriş yap
Forumumuza Hoşgeldiniz!İyi vakit geçirmeniz dileğiyle!
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Süper Mario
Cuma Nis. 09, 2010 3:13 pm tarafından LegendKiller

» Bugs Bunny
Salı Şub. 16, 2010 8:56 pm tarafından LegendKiller

» Ruhsar
Salı Şub. 16, 2010 8:55 pm tarafından LegendKiller

» Ebru Gündeş'in An An Beyin Kanaması
Salı Şub. 16, 2010 8:54 pm tarafından LegendKiller

» Eski Türk Sigaraları!
Salı Şub. 16, 2010 8:51 pm tarafından LegendKiller

» Kemal Sunal Filmleri
Salı Şub. 16, 2010 8:50 pm tarafından LegendKiller

» Power Rangers
Salı Şub. 16, 2010 8:48 pm tarafından LegendKiller

» Milli Mücadele Dönemi Ayaklanmaları!
C.tesi Şub. 13, 2010 3:30 pm tarafından LegendKiller

» Amerikan Ambargosu 1975-1978
C.tesi Şub. 13, 2010 3:29 pm tarafından LegendKiller

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Google Translate

Paylaş | 
 

 Cilt Hastalıkları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
LegendKiller
Administratör
Administratör


Hangi Takımlısınız? : Galatasaray
Mesaj Sayısı : 295
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 38
Nerden : Rize/Ardeşen

MesajKonu: Cilt Hastalıkları   Cuma Ocak 29, 2010 4:12 am

Aft nedir?

AFT



TARİF:
Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde,
yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı
hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır. Toplumun
%18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha
sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda
birkaç bölgede birden görülebilmektedir.

Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır. Ancak
aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör
faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir.

Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren
faktörlerden bahsetmek mümkündür.

Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?

STRES
Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın
nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli
nedenlerinden birisidir.
Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu
hızlandıran faktörlerdendir.
YİYECEKLER
Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler
gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu
hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra
bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata,
fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma,
incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar.
TRAVMA
Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş
fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu
vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.
DİŞ MACUNU
Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak
yapılarına katılan "sodyum lauryl sulhate" ( SLS ) mukoza hücrelerinin
yıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliği ile aft
oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir.
Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha
az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir. (Tom's of
Maine Natural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste.)
SİSTEMİK HASTALIKLAR
Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi,
birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı
aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır.
Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar
görülebilmektedir.
DİĞER NEDENLER
B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi
alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu
bilinmektedir.



Tedavi
Aftlar herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra
kendiliğinden iyileşmektedir. Aft sorunu ile karşı karşıya olanların
aşağıda sıralanan işlemlerden birini yada birkaçını uyguladıklarında
daha rahat bir periyot geçirmeleri mümkündür:



Ağrıyı azaltmak ve iyileşme periyodunu kısaltmak için:
Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalır.
"2% hydrogen peroxide" solusyonuna batırılan pamuk yada gazlı bez ile
aft bölgesi temizlenebilir.
Su ile karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem aft üzerine
sürülebilir.
Yarım bardak suya yarım kaşık tuz ilavesi ile elde edilen solusyonla
günde üç kez gargara yapılabilir,
Yemeklerden önce aft bölgesine "xylocaine" solusyonu ya da ağız için
hazırlanmış anestezik kremler uygulanabilir.
Aft üzerine uygulanacak "orabase", "Gly-oxide", "Cankaid","Ambesol" gibi
ağız içi kremler uygulanabilir.
"sucralfate" tableti ılık suda eritip gargara yapılabilir.
Özellikle aftı başlangıç aşamasında "tetrasiklin" tableti suda eriterek
elde edilen solusyon ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller
ve ağrıyı azaltır.
Gene aftın başlangıç safhasında bölgeye bir topikal steroid "%0.1 lik
triamcinalone" uygulanması ya da steroidli bir gargara "betamethasone
syrup" ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı
azaltır.
"Chlorhexadine" gargaralar iyileşme periyodunu kısaltır.
"Tetrasiklin" şurup la hazırlanan 12,500 unite "nystatin", 1.25 mg
"diphenhydramine", ve 0.25 mg/m "hydrocortisone" karışımı 'shotgun'
solusyonu olarak kullanılabilir.


Akne Vulgaris Sivilce


TEMEL BİLGİLER



TANIMLAMA :
Akne ( Sivilce) derideki yağ bezlerinin,erkeklik hormonu (Androjen)
tarafından uyarılması ile oluşan,içi cerahat dolu veya siyah noktalar
ihtiva eden,nadiren nedbe dokusu ile iz bırakarak iyileşen bir deri
hastalığıdır.

Görülme sıkılığı:
Adolesanların yaklaşık 100 %'ü az ya da çok derecede etkilenir ancak,
sadece% 15'i doktora başvurur.
Cinsiyet:
Erkek= Kadın (erkeklerde daha ağır seyretme eğilimi vardır.)

BELİRTİ VE BULGULAR
• Kapalı komedonlar (beyaz noktalar)
• Açık komedonlar (siyah noktalar)
• Kızarıklık ve ödemin eşlik ettiği ya da etmediği püstüller (kistler)
• Nedbe dokuları
• Lezyonlar, alın, yanak ve burun üzerinde ortaya çıkar ancak sırt ve
göğüs ortasına kadar yayılabilir.

NEDENLERİ
Erkeklik hormonu yağ bezlerinin ucunun siyah noktalarla tıkanmasına yol
açan keratin döngüsünü uyarırlar. Yağ bezlerinin ürettiği peynirsi madde
(sebum) tıkaçın ardında birikmeye başlar.Bakteri varlığında, biriken
muhteva iltihaplanarak sivilce oluşur.

RİSK FAKTÖRLERİ
• Ergenlik çağına giriş.
• Erkek
• Bazı ilaçlar( Doğum kontrol hapları,iodidler, bromidler, lityum,
fenitoinler, kortizon)
• Temizleyici kremler, nemlendiriciler, yağlı fondötenleri içeren
birtakım yağlı kozmetikler.
• Deri yüzeyinin herhangi bir şekilde kapatılması.
• Sıcak , nemli iklimler


TEDAVİ

GENEL ÖNLEMLER
• Siyah noktalarla tıkanmış alanların boşaltılması
• Temizleme- yumuşak bir sabunla günde birkaç defa hafifçe yıkamak
yüzeyel yağlanmayı kontrol edecektir. Daha sık yıkanması deriyi tahriş
eder.
• Yağsız güneş koruyucuları- bazı tedavi olmayan vakalarda ultraviole
ışınları ile bir miktar iyileşme sağlanmakla birlikte, tedavide
kuilanıjan ilaçlar Ultraviole ile ters etkileşim gösterir. Uzun dönem
Ultraviole ye maruz kalmak kalıcı deri hasarına neden olur.

DİYET
• İyi beslenmeye yönelik öneriler
• Akneyi (Sivilceleri) iyileşlirebilen özel bir diyet tarii
edilmemiştir. Çikolata ve yağlı yiyecekler akneyi(Sivilceleri)
artırmazlar.

HASTANIN EĞİTİLMESİ
• Hastanın aknenin kesin bir tedavisinin olmadığını, tedavilerin sadece
hastalığı ve lezyonları kontrol altına almak için yapıldığını bilmesi
önemlidir.
• Tüm tedavi şekillerinde etkinin ortaya çıkması en az 4 hafta sürer.
• Topikal ajanlar yüzün kızarmasına ve kurumasına sebep olurlar, bu
yüzden bir çok kişinin bu ilaçların kullanımına devam etme konusunda
teşvik edilmesi gerekir.

TERCİH EDİLEN İLAÇLAR
• Özellikle haifi derecedeki sivilcelerde deriye uygulanan krem ve
losyonlar en iyisidir.
• Benzoyl peroxide % 5 kuru cilde gece yatarken sürülür.
• Retinoik asid % 0,025 oranlarındaki konsantrasyonlardan başlayarak
gece yatarken kuru cilde sürülür. Jel formu da (Retinojel % 0,025, %
0.05)0 vardır ve oldukça kurutucudur. Başlangıç aşamasında lezyonların
artmasına neden olur.
• Kislik lezyonlara eritromisin yada Klindamisin % 2 solüsyon
uygulanması
• Tetrasıklin 250 mg günde dört defa 7-10 gün kullanılması ve dozun en
düşük etkin doza kadar azaltılması.

BEKLENEN GELİŞME VE PROGNOZ
Zaman içinde yavaş yavaş iyileşme meydana gelmesi

GEBELİK:
• Akne lezyonlarında remisyon ya da artışa sebep olabilir.

DİĞER NOTLAR
• Akne (Sivilce), genellikle hasta için, doktora ifade ettiğinden daha
ciddi bir sorundur
• Akne (Sivilce) zamanla geriler.


Aktinik Keratoz Kanserleşebilen Cilt Kalınlaşmaları



Aktinik Keratozlar halk arasında çok bilinmememekle birlikte biz
dermotologların özellikle yaşlı popülasyonda çokça rastladığı bir
sorundur.

Genellikle 40-50 yaşları sonrası güneşe maruz kalan yüz, boyun, saçsız
kafa alanları, el sırtlarında kızarık zımpara kağıdı görünümlü,
üzerindeki skuam kaldırıldığında çabuk kanayan lezyonlardır. Güneş
hasarının olduğu alanlarda yerleşimi fazladır. Meslek icabı dış
alanlarda çalışan, gemici, çiftçi, yol işçilerinde çok daha sık olarak
rastlanmaktadır. Açık renk tenli, açık renk gözlü, açık ya da kızıl
saçlı olan kişilerde (yani güneş hasarına yatkın) sıklığı fazladır.

Türkiye 'de istatistiksel çalışmalar yeterli olmadığı ve az sayıda
çalışma bulunduğu için aktinik keratozla ilgili verileri USA
kaynaklarına dayanarak vermeye çalışırsak hastalığın sıklığı ve önemi
daha iyi anlaşılacaktır.

Amerika'da her yıl 900.000 - 1.200.000 yeni deri kanseri olgusuna
rastlanmaktadır. Deri kanserlerinin çoğunluğu BCC (Bazal Hücreli Kanser)
denilen türdendir. Sonuç olarak heryıl 200.000 yeni SCC(Skuamöz Hücreli
Kanser)vakası görülmektedir.

Özellikle 1300 ile 2300 arasında kişi melanoma dışı deri kanserlerinden
(özellikle metastaz yapmış SCC)hayatını yitirmektedir.

Bu rakamlar aktinik keratozları tekrar gündeme getirmektedir. Çünkü
epidemiyolojik ve moleküler düzeydeki çalışmalar aktinik keratozların
SCC'nin erken evresi olduğunu göstermektedir.

Aktinik kerotozlar, yatkınlığı olan kişilerde uzun süre güneşe maruz
kalmakla oluşan yaygın bir sorundur. Amerika'da yapılan bir çalışmada
dermatoloji kliniğine başvuru yakınmaları arasında 3.sırayı aldığı
gösterilmiştir.

Başka bir çalışmada ise 1990-1994 yılları arasında dermatoloji
kliniklerine başvuran 127 milyon hastanın 14.6 milyonu (%11.5) aktiniz
keratoz teşhisi almış ve tedavi görmüş hastalardan oluşmaktadır. Deri
kanserleri ise dermatoloji poliklinik ziyaretlerinde %7.6 lık oranla 4.
sırayı almaktadır(1.sırada akne=sivilce, 2.sırada=ekzama,
3.sırada=aktinik keratoz).

Tüm aktinik keratozlar SCC oluşumuna yol açmazlar, fakat hangilerinin
SCC oluşturacağıda bilinmemektedir. Aktinik keratozların %0.1 - %10'u
SCC oluşumuna neden olmaktadır.

Güneşte çabuk yanan, bronzlaşmayan, çil oluşumuna yatkın olan kişiler
aktinik keratoz geliştirmeye müsaittirler. Kişilerin bu yatkınlıklarının
yanı sıra toplam güneşte kalma süreleri de çok önemli bir faktördür.
Yaşlanma ile birlikte aktinik keratozların sayısında da artış
olmaktadır. Cinsiyet açısından değerlendirildiğinde erkeklerde daha
fazla görüldüğü anlaşılmaktadır. Bir çalışmada 16-49 yaşları arasındaki
kişilerde erkeklerin %27'sinde bayanlarınsa %13'ünde aktinik keratoza
rastlanmıştır. Yaş ilerledikçe erkek ve kadın oranı birbirine
yaklaşmaktadır. Aktinik keratozların görüldüğü bölgeler güneş enerjisine
en fazla maruz kalan alanlardır. En sık %80 oranıyla üst dudakta, baş
ve boyun bölgesinde yerleşim göstermektedirler.

Aktinik keratozların dermatoloji polikliniklerinde sık rastlandığı ve
halkımız tarafından pek bilinmediği görülmektedir. Bu lezyonlar deri
kanserlerinin bir çeşidi olan SCC'nin erken evresi olarak kabul
edilmektedir. Tüm aktinik keratozlar üzerinde SCC gelişmemektedir. Fakat
hangilerinin üzerinde SCC gelişeceği önceden bilinmediği için aktinik
keratozların tedavilerinin mutlaka yapılması ayrıca aktinik keratoz
geliştirme riski olan kişilerin kendilerini güneş ışınlarına karşı
korumaları önerilmektedir.



ALERJİ TÜM YÖNLERİYLE


Allerji nedir?

Çevremizde yaygın olarak bulunan allerjenlere bazı kişiler diğerlerinden
daha fazla duyarlı olup (atopik kişiler) onlara karşı allerjik olmayan
normal kişilerden (atopik olmayan) çok daha abartılı bir reaksiyon
verirler. Bu duruma allerji denilmektedir.

Allerjik tabiatta olmak bir hastalık mıdır?
Hayır. Toplumda yaşayan bireylerin yaklaşık %30’u allerjik tabiattadır.
Bu kişiler duyarlı oldukları bazı allerjenlere karşı özel E tipi
antikorlar aracılığıyla abartılı bir reaksiyon oluşturabilme
yeteneğindedirler. Bu tip antikorlara bağlı olarak bazen değişik
allerjik hastalıklar ortaya çıkabilir. Ancak tek başına allerjik bünyeye
sahip olmak, yani atopik olmak bir hastalık olmayıp allerjik
hastalıklara bir çeşit aday olma, yatkın olma durumudur.

Allerjik bünyeye sahip olmak neye bağlıdır?
Bu tamamen ailesel geçişli (irsi) bir durumdur.

Genetik geçiş dışında çevresel faktörlerin bir etkisi yok mudur?
Atopik olma veya olmama durumu tamamen genetik olarak belirlenmektedir.
Ancak atopik kişilerde allerjik hastalıkların gelişip gelişmemesi
çevresel allerjenlerle karşılaşma yoğunluğuna bağlı olarak
değişmektedir. Daha dünyaya gelmeden gebelik döneminde veya hayatın
erken döneminde, emzirme periyodunda annenin sigara içmesi, allerjik
gıdaları tüketmesi, ortamın allerjen yoğunluğunun fazla olması gibi
faktörler atopik kişilerde allerjik hastalıkların görülme sıklığını
artırır.

Allerjik hastalıklar psikolojik nedenlerle görülebilir mi?
Allerjik hastalıklar psikolojik veya psikosomatik hastalıklardan
farklıdır. Ancak allerjik hastalıkların gelişiminde, yakınmaların ortaya
çıkmasında ve hastalığın kontrolünde psikolojik durumun da katkısı
olabilir. Ayrıca psikolojik hastalıklarla ayrımı gerekebilir.

Allerjik hastalıklar nelerdir?
Astım, allerjik burun nezlesi ve sinüzit, allerjik göz nezlesi, burun
polipleri, allerjik orta kulak iltihabı, ürtiker ve egzema gibi allerjik
deri hastalıkları, gıdalara bağlı allerjik reaksiyonlar, çeşitli ilaç
ve kimyasallar ile arı ve böcek sokmalarına bağlı allerjik reaksiyonlar
allerjik hastalıkların arasında öncelikli olarak sayılması
gerekenlerdir.

Allerjik bünyeli bir kişide bu hastalıkların hepsi de bulunur mu?
Vücudun allerjenlere olan reaksiyonu belirli organlara özel dağılım
gösterir. Bazı kişilerde bu sayılan hastalıkların bir kaçı beraber
bulunabilirse de bu şart değildir.

Allerji teşhisi nasıl konur?
Allerjik hastalıklarla uyumlu yakınmaları olan kişilerde ailede benzer
hastalığı olanların varlığı, şikayetlerin süreğen ve tekrarlayıcı
olması, mevsimlere göre değişmesi, diğer allerjik hastalıkların eşlik
etmesi gibi hastanın öyküsünde tipik özellikler allerjik bir hastalığı
telkin eder. Kanda özel E tipi antikorların araştırılması, allerjik cilt
testleri ve hastalığın tipine göre değişen diğer tetkiklerle kesin
teşhis konulabilir.

Teşhis için can yakıcı, zor tetkikler, endoskopik işlemler ve biyopsiler
gerekli midir?
Hayır. Allerjik hastalıkların tanısında genellikle bu tür invaziv
işlemlere gerek duyulmaz.

Yöremizde bu tür hastalıkların teşhis ve takibi mümkün müdür?
Tabii. Fakültemizde allerjik hastalıkların teşhis, takip ve tedavisi
için gerekli olan her türlü laboratuvar inceleme yapılabilmektedir. Uzak
yerlere gidip gelmeğe gerek yoktur.

Erken teşhisin önemi var mı?
Kuşkusuz. Hem hastanın yaşamının normale döndürülmesi, hastalıktan
dolayı kayıplarının giderilmesi; hem de tehlikeli krizlerin ve aynı
zamanda hastalığın ilerlemesinin önlenmesi için erken tanı konarak
tedaviye başlanması çok yerinde olur.

Allerjik hastalıkların belirtileri nelerdir?
Hastalığın tipine, ağırlığına ve hastanın yaşına, cinsiyetine göre
belirtiler değişir. Allerjik sinüzit, burun ve göz nezlesinde: Yılın
belirli aylarında veya tüm yıl boyunca devam eden hapşırma, burunda
kaşıntı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı vardır. Geniz akıntısı,
boğazda gıcıklanma, gözlerde yaşarma, kızarıklık ve kaşıntı, kulakta
dolgunluk hışırtı, kaşıntı, baş ve kulak ağrısı, koku alma bozukluğu tat
almama, sesin değişmesi olabilmektedir. Anjiyonörotik ödem ve
anafilakside: Tablonun ağırlığına bağlı olarak değişen derecelerde
yüzde, dudakta, dilde, boğazda aniden şişme, tıkanma, ciltte solukluk,
kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklıklar, döküntüler, nefes darlığı,
hırıltılı solunum, tansiyon düşmesi, ateş, terleme, çarpıntı, kalpte
ritim bozukluğu, morarma, kusma, karın ağrısı, ishal, havale geçirme,
solunum durması ve ölüm olabilir. Astımda: Nefes darlığı, öksürük,
hırıltılı solunum, göğüste tıkanıklık olabilir. Bu yakınmaların aniden
ve krizler şeklinde ortaya çıkması bir müddet sonra kendiliğinden veya
tedaviyle düzelmesi, tekrarlaması, gece uykudan uyandıracak şekilde
olması çok tipiktir. Cilt Allerjilerinde: Ciltte kaşıntı, kurdeşen
denilen kabarıklıklar, kırmızı renkli döküntüler, sulanma, kabuklanma,
deride kalınlaşma ve deride renk değişikliği görülebilir. Mide barsak
kanalı allerjilerinde: Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, iştahsızlık,
kilo kaybı, gelişme geriliği, kansızlığa bağlı halsizlik, solukluk, göz
kapakları ve bacaklarda şişlikler gibi yakınmalar olabilir.

Bu şikayetler allerjik hastalıklar dışında başka nedenlerle oluşamaz mı?
Evet oluşabilir. Bunların hiçbirisi allerjik hastalıklara özgü değildir.
Yakınmaların süreğen ve tekrarlayıcı vasıfta olması, mevsimlerle ilişki
göstermesi, ailede benzer yakınmaları olan başka kişilerin olması veya
altta açıklanan allerjenlerden birisiyle temas sonrası bu yakınmaların
ortaya çıkması allerjik bir hastalığın varlığını gösteren işaretlerdir.

Allerjik hastalıklar tehlikeli midir?
Sık görülmeleri, süreklilik göstermeleri, kişinin performansını yakından
etkileyerek normal yaşamını kısıtlamaları, iş gücü kaybı ve okul
devamsızlığına yol açmaları ve anafilaksi, anjiyonörotik ödem gibi bazen
ölümcül olabilen formlarının da bulunması nedeniyle allerjik
hastalıklar çok önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır.

Allerjik hastalarda kriz olur mu?
Evet. Allerjik hastalıkların bazılarında aniden kriz şeklinde ağır bir
tablo gelişebilir. Üstelik bu durum tekrarlayıcıdır. Astımda, penisilin
allerjisinde, arı-böcek sokmasında, anjiyonörotik ödemde tehlikeli,
ölümcül krizler olabilir.

Anafilaksi nedir?
Allerjiye bağlı olarak ani ortaya çıkan ve acilen tedavi edilmezse
ölümcül olan sistemik, tehlikeli bir hastalıktır. Arı sokması, penisin
gibi bir ilacın damardan verilmesi gibi allerjenlerle temas sonrası olay
dakikalar içinde başlar. Tablonun ağırlığına bağlı olarak değişen
derecelerde yüzde, dudakta, dilde, boğazda aniden şişme, tıkanma, ciltte
solukluk, kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklıklar, döküntüler, nefes
darlığı, hırıltılı solunum, tansiyon düşmesi, ateş, terleme, çarpıntı,
kalpte ritim bozukluğu, morarma, kusma, karın ağrısı, ishal, havale
geçirme, solunum durması ve ölüm olabilir.

Böyle bir durumda ne yapılmalıdır?
Maalesef bu durumda hasta ve yakınlarının yapacağı fazla bir şey yoktur.
Ancak gerekli ilaçların bulunduğu bir ortamda bir hekim bu duruma
müdahale edebilir. Hasta derhal sağlık kuruluşuna götürülmelidir.
Allerjik bünyesi olduğu bilinen kişilerin hastane dışında enjeksiyon
yaptırmaması, ilaçlı filim vb tetkikler yapılırken durumunu belirtmesi,
kendisine dokunan besin ve ilaçları kullanmaması, arı sokmaması için
tedbirler alınması gerekmektedir.

İlaç allerjisi hakkında bilgi verir misiniz?
Bir çok ilacın tedavi edici etkisi yanında istenmeyen bazı etkileri de
vardır. Bu yan etkilerden bazıları ise allerjik reaksiyonlara bağlıdır.
Kullanılan ilaca; kullanan kişinin yaşına, cinsiyetine, genetik
özelliklerine ve diğer hastalıklarına; daha önce aynı ilacın kullanılıp
kullanılmadığına; ilacın veriliş yoluna bağlı olarak bu tür
reaksiyonların görülme olasılığı değişmektedir. Hemen her ilaç allerjiye
neden olabilirse de bazı ilaçların kullanımı sırasında buna daha sık
rastlanmaktadır. İlaca bağlı allerjik olaylar ciltte görülen kurdeşen,
egzamadan kan hücrelerinin sayı ve fonksiyon bozukluklarına, anafilaksi,
ateş, serum hastalığı gibi sistemik tablolardan ani nefes darlığı,
sarılık, zatürree göğüste, karında su toplanması gibi belirli organ
lokalizasyonu gösteren patolojilere kadar çok farklı görünümlere
sahiptir. İlaç alımıyla olayların başlaması arasında geçen süre bir kaç
dakikadan bir iki haftaya kadar değişmektedir. Bir ilaç kullanırken
ortaya çıkan yeni bir sağlık sorunu ilaçla ilişkili veya ilişkisiz
olduğuna karar verilemese bile o ilacı reçete eden hekime
bildirilmelidir. Eğer hasta herhangi bir ilaca karşı geçirilmiş bir
allerji öyküsüne sahipse başka ilaçları kullanması gerektiğinde de bunu
hekimine bildirmelidir. Çünkü bazı ilaçlar arasında çapraz reaksiyonlar
olabilmektedir. Penisilin allerjisi, çeşitli röntgen filimlerinin
çekilmesi sırasında kullanılan boyar maddelere karşı ortaya çıkan
reaksiyonlar ve astımlılarda aspirine karşı duyarlılık ilaç allerjileri
arasında özellikle belirtilmesi gereken durumlardır.

Çocuklara uygulanan aşılar allerji yapar mı?
Aşıların hazırlanması sırasında yumurta proteinleri ve bazı jel maddeler
aşıya karışmaktadır. Bunlara bağlı allerji görülebilir. Yumurta
yediğinde anafilaksi tipinde şiddetli allerjik reaksyonu olan kişilere
yumurta kaynaklı bu aşılar yapılmamalıdır. Ancak, yumurta yiyince deri
döküntüsü gibi hafif allerjik reaksiyonu olanlar aşıdan alı
konmamalıdır. Karar verilemediği durumlarda deri testleri yapılabilir.

Gıdalara bağlı allerjik rahatsızlıklardan biraz bahseder misiniz?
Toplumda yaşayan kişilerin %15-20 'si bazı gıdalara karşı allerjisi
olduğunu söylerken yapılan araştırmalarda bu oranın %1-2 'den fazla
olmadığı gösterilmiştir. Besin allerjilerine çocuklarda daha sık
rastlanır. Yaş ilerledikçe bu durum çoğunlukla ortadan kalkmaktadır.
Gıdalar allerjik olaylar dışında da besin zehirlenmeleri, besin
entoleransı gibi önemli sorunlara yol açabilirler ve bunların allerjik
olaylardan ayrımı zor olabilir. En sıklıkla allerjiye yol açan besinler
inek sütü, tavuk yumurtası, soya fasülyesi, ceviz, fındık, balık ile
buğday ve diğer tahıllardır. Allerjiye neden olan besinin alınmasından
sonraki dakikalar veya saatler içerisinde allerjinin yerleştiği
lokalizasyona bağlı olarak değişik şikayetler görülmeğe başlar.
Dudaklarda, dilde, boğazda şişme, yanma, kaşıntı, yüzde kızarıklık seste
kabalık görülebilir. Kramp şeklinde karın ağrıları, bulantı, kusma ve
ishal görülebilir. Bebeklerde gelişme geriliği dikkati çeker. Hapşırma
burunda kaşıntı, akıntı, tıkanıklık, göz yaşarması, gözlerde kaşıntı
olabilir. Astım tablosu gelişebilir. Bunların besinlere bağlı olup
olmadığı ve hangisine bağlı olduğu testlerle anlaşıldıktan sonra o besin
hastanın diyetinden çıkarılır. Bir süre bu gıdayı almayan kişide
zamanla duyarlılık kaybolabilmektedir.

Gıda katkı maddeleri zararlı mıdır?
Modern yaşamın getirdiği zorunluluklar eskiden evlerde doğal ve taze
olarak hazırlanan gıdaların yerini fabrikasyon olarak hazırlanan ve uzun
süre marketlerde bozulmadan saklanması gereken gıdaların almasına neden
olmuştur. Gıdalara hazırlanması sırasında renklendirici, koku verici ve
bozulmalarını önleyici bazı kimyasal maddeler ilave edilmektedir. Doğal
beslenmede yeri olmayan bu kimyasallar hem astımlı, allerjik nezleli
bazı kişilerde sorunlara yol açmakta hem de allerji dışında kalp-damar
hastalıklarına ve kanserlere neden olabilmektedirler.

Lateks allerjisi ne demektir?
Lateks %99 oranında Brezilyada yetişen tropikal kauçuk ağacının
özsuyundan üretilir. Kauçuk içeren ürünler allerjik reaksiyonlara neden
olabilmektedir. Bilhassa hekimlerin bizar olduğu bu durumda cerrahide
kullanılan lateksten mamül eldivenler, bu eldivenlerin giyilip
çıkarılması sırasında ortama yayılan toz, elastik yapışkan bantlar,
çeşitli sonda ve kateterler, lastik ayakkabılar, plastik halı arkaları,
spor malzemeleri, yolda aşınan oto lâstiklerinden ortama dağılan
kısımlar ya cilt ile temas veya solunum yoluyla vücuda girmekte ve
takiben kurdeşen, burun nezlesi, göz nezlesi, nefes darlığı, dilde
boğazda şişme gibi değişik reaksiyonlar ortaya çıkmaktadır.

Temas egzaması ne demektir?
Cildin herhangi bir madde ile genellikle uzun süreli ve tekrarlayan
temasları sonrası ciltte allerjik tabiatlı bir hastalığın gelişmesidir.
Buna neden olan maddeler arasında öncelikle sabun ve deterjanlar, lastik
eldivenler, kemer, kolye vb aksesuarlar, gömlek, kaşkol gibi giysiler
sayılabilir. Temas edilen cilt alanında kızarıklık, kabarıklıklar,
kalınlaşma, çatlaklar, soyulma, kaşıntı, sulanma ve kabuklanmalar
görülebilir.

Böcek ve arı allerjileri hakkında bilgi verir misiniz?
Hamam böcekleri, kalorifer böcekleri, tahtakurusu, sivrisinek, at sineği
ve pire gibi haşerelerin ısırmasıyla, tükrük ve dışkılarının solunum
veya cilt yoluyla vücuda girmesine, yabani veya bal arılarının sokmaları
sırasında zerk ettiği zehirlerine karşı bazı kişilerde allerjik
reaksiyonlar gelişebilmektedir. Böcek allerjenleri allerjik burun
nezlesi ve astıma neden olabilmekte; arı sokmalarını takiben ise 10-15
dakika içinde sokma yerinde sınırlı veya tüm vücutta hafif veya ağır bir
reaksiyon gelişebilmektedir. Bu olay tehlikeli olabilir. Arıya karşı
allerjisi olanların yanlarında arı soktuğu taktirde acil müdahale için
iğne, sprey, hap türü ilaçları devamlı taşımaları ve bunları kendi
kendilerine kullanmayı öğrenmeleri gereklidir. Özel aşı ile tedavi de
etkili olmaktadır.

Allerji yapan maddeler (allerjenler) nelerdir? Allerjenler nerede
bulunur?
Ev tozu, küf mantarları, kedi, köpek, kuş tüyleri, çeşitli ağaç, ot ve
çayır polenleri, böcek ve haşereler, bazı parazitler, bazı gıdalar,
penisilin gibi bazı ilaçlar, güneş, rüzgar, soğuk, kirli hava ile
çeşitli kimyasal maddeler gibi çok fazla sayıda madde allerjenik özellik
taşır. Havada, kullandığımız gıda, ilaç ve giyim eşyalarımızda,
çevremizdeki eşyada çok sayıda allerjen bulunmaktadır.

Ülkemiz ve yöremizde allerjenlerin durumu
Yapılan çalışmalarda Ülkemizin 9 000’i aşkın doğal bitki türünden oluşan
zengin bir florası vardır. İklim ve coğrafi değişkenlere bağlı olarak
bölgelerimize göre bitki örtüsü farklıdır. Karadeniz ve Marmara
bölgesinde Avrupa ve Sibirya florası, Batı ve Güney Anadolu'da Akdeniz
florası, İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ise İran-Turan florası
özellikleri hakimdir. Karadeniz Bölgemizde ılıman iklim, yüksek nem ve
zengin bitki örtüsü havayla taşınan aeroallerjenler için son derece
elverişli koşullar sağlamaktadır.

Allerjenlere karşı reaksiyon ne zaman ortaya çıkar?
Çevremizde çok sayıda bulunan allerjenler solunum yolu, sindirim kanalı,
cilt ve mukozalar ile enjeksiyonlar sırasında damar yoluyla vücuda
girebilir ve sadece hassas kişilerde duyarlılaşma periyodunu takiben
önemli sorunlara yol açar.

Allerjinin mevsimlerle ilgisi var mıdır?
Evet. Bazı allerjenlerin yoğunluğu belirli mevsimlerde artmaktadır.
Diğer bazıları ise her mevsimde sabit olarak bulunurlar. Polenler
mevsimsel allerjinin en sık rastlanan nedenleridir. Ancak iklime bağlı
olarak hava sıcaklığının ve nispî nem oranının değişmesine paralel ev
tozu akarları, küf mantarları gibi diğer havayla taşınan allerjenlerin
yoğunluğu da değişmektedir. Nisan-Mayıs, atmosfer havasında polen
yükünün en fazla arttığı aylardır. Bu mevsimde allerjik yapılı kişilerde
astım, saman nezlesi, göz nezlesi gibi allerjik hastalıklara bağlı
yakınmalar ortaya çıkabilir veya artar.

Bahar nezlesi, mevsimsel astım ne anlama gelir?
Bazı allerjik kişilerde yılın diğer zamanlarında hiçbir önemli sorun
yaşanmazken sadece belirli bir iki ayda her yıl tekrarlayan yakınmalar
görülebilir. Bunlar çoğu zaman polene bağlı yakınmalardır. Kişilere göre
değişmekle birlikte en sık bahar veya güz aylarında rastlanır.

Allerji ile meslek arasında bir ilişki var mıdır?
Evet. Allerjik hastalık bazen bir meslek hastalığı şeklindedir. İşyeri
ortamında bulunan bir allerjenle temasa bağlı olarak ortaya çıkar.
Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, işyerinden uzakta olunduğu
zamanlarda (tatil ve seyahatlerde) gerilemesi, aynı işyerinde birden çok
kişide benzer yakınmaların görülmesi meslek hastalığını
düşündürmelidir.

Hangi mesleklerde allerjik hastalıklar daha sık görülür?
Çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar (sığır, kuş, kümes hayvanı
besleyenler, veterinerler, deri, yün işinde çalışanlar ..), biyolojik
ajanlarla çalışanlar (laborantlar, besin, deterjan sanayiinde
çalışanlar, kimyagerler ..), tozlu işlerde çalışanlar (keresteciler,
marangozlar, fırıncılar, değirmenciler ..), kimyasallar ile teması
olanlar (boyacılar, kimyagerler, plastik endüstrisi işçileri ..), lastik
eldiven kullananlar (sağlık personeli, temizlik işinde çalışanlar ..)
ve daha bir çok iş kolunda allerjik hastalıklara sık rastlanmaktadır.

Teknoloji ile allerji arasında bir ilişki var mıdır?
Allerjik hastalıkların sıklığı teknolojinin gelişimine paralel olarak
artmaktadır. Kişilerin kapalı ve dar alanlarda topluca yaşamaları, açık
sahada çalışmaktan büroda çalışmaya dönüş, halı döşemeler, ev içinde
kedi, köpek, kuş vb hayvanların beslenmesindeki artış, sigara
alışkanlığının yayılması, katkı maddesi içeren hazır gıdaların
tüketilmesi, yaşamımıza giren ilaç ve kimyasal maddelerin giderek
fazlalaşması, hava kirliği gibi nedenlerle allerjik hastalıklar
endüstrileşmiş yörelerde ve kırsal kesime göre kentlerde daha sık
görülmektedir.

Allerji tedavi edilebilir mi?
Tedavi ile allerjik bünye değiştirilemez. Ancak, allerjik hastalıklar
kontrol altına alınabilir ve hastanın yakınmaları giderilip, normal
yaşamına dönmesi sağlanabilir. Hastalığa bağlı olarak yaşanımı
kısıtlanması önlenebilir.

Allerjik hastalıklardan tam şifa mümkün değil midir?
Mümkündür. Bazen bir süre devam eden hastalık tablosu tedavi ile veya
spontan olarak tamamen ve bir daha geri dönmemek üzere düzelebilir.
Ancak yakınmalar çoğu kez devam etme ve tekrarlama eğilimindedir.

Allerjik hastalıkların tedavisi nasıldır?
Tedavi kişiye göre değişir. Öncelikle allerjiye neden olan madde veya
maddeler belirlenmeli, hastalığın tipi, ağırlığı, komplikasyonları
saptanıp uygun tedavi şekli kararlaştırılıp başlanmalı, hasta yakın
izlemede tutulup alınan cevaba göre tedavi değiştirilmelidir. Öncelikle
korunma esastır.

Komşumun ilaçlarını kullanabilir miyim?
Bunu asla yapmayın. Hastalık aynı olsa bile hiçbir hastanın tedavisi
diğerinin aynısı değildir. Tedavi edilmesi gereken hastalık değil,
hastadır. Ve her hasta başka bir kişidir.

Allerjenlerden nasıl korunabiliriz?
Allerjiye neden olan madde her kişide aynı değildir. Kişilerin duyarlı
olduğu allerjen ayrı ayrıdır. Öykü ve testlerle spesifik allerjen
saptandığında hasta mümkünse bundan uzak tutulmalıdır. Örneğin bu bir
ilaç ise bu ilacı kullanmamalıdır. Gıda ise bu gıdayı almamalıdır.
İşyeriyle ilgili bir madde ise iş değişikliği gerekebilir ya da iş
yerindeki allerjen yoğunluğunu azaltacak önlemler yararlı olabilir.
Ancak havada bulunan allerjenlerden kaçınmak oldukça güçtür. Polen
allerjisinde kıra, ağaçlık, çiçeklik alana girmek veya rüzgarla
polenlerin taşındığı alanda bulunmak yakınmaları başlatabilir. Ev
tozundaki allerjenleri azaltacak önlemler yararlı olabilir. Evde dip
bucak emiş gücü yüksek vakumlu cihazlarla sık sık tozların alınması, toz
kaldırmayacak şekilde temizlik yapılması (yaş bezle toz alınması,
çırpma, silkeleme şeklinde temizlik yapılmaması ..), haftada bir en az
60 derece sıcaklıkta su ile çarşaf, kılıf ve örtülerin yıkanması, halı
döşemeler yerine vinlex vb türü suni döşemelerin kullanılması, allerjen
barındırmayan çarşaf ve kılıfların kullanılması allerji hastalarında
önerilen tedbirlerdir. Küf mantarlarının üremesinin önlenmesi, ev içi
nemin azaltılması yararlı olabilir. Allerjenleri temizlediği söylenen
cihaz veya deterjanların, hava filtrelerinin bilimsel olarak etkinliği
kanıtlanmış değildir. Kedi, köpek, kuş gibi hayvanların ev içinde
barındırılmaması, hamam böceği, kalorifer böceği gibi haşerelerle
mücadele edilmesi gerekmektedir. Yün battaniye, yorgan, kazak, hırka
yerine sentetik kumaş ve dokumaların kullanılması önerilmektedir. Sigara
içilmemesi, pasif olarak sigara dumanına maruz kalmaktan sakınılması,
ev içinde veya atmosferde hava kirliliğinin önlenmesi için gerekli
tedbirlerin alınması dikkat edilmesi gereken diğer hususlardır. Kimyasal
katkılar içeren fabrikasyon gıdalardan uzak durulması, deterjan, boya
ve çeşitli temizlik malzemelerinin kullanımında ortama yayılan keskin
koku ve dumandan kaçınılması gerekmektedir. Ancak bu önerilerin
uygulanması hiç de kolay değildir ve kişinin yaşamını çık
sınırlayabilir.

Bu tedbirleri alınca allerjik hastalığım geçer mi?
Kuşkusuz bu önlemler çok işe yarar, hastalığınızın kontrolü kolaylaşır,
şikayetleriniz azalır, tedavinizin etkinliği artar. Ancak bunları
yapınca hastalık ortadan kalkacak diye bir garanti söz konusu değildir.
Bu önlemleri almakla birlikte veya allerjenlerden kaçınılamıyor ise
onların zararlı etkilerini önleyen veya düzelten ilaçlarla tedavi
gerekebilir.

Allerji tedavisi ne kadar devam eder?
Tedavi çoğu kez devamlıdır. Ancak bu ömür boyu ilaç kullanılacak
anlamına gelmez. İlaçlar kullanıldığı gibi, zaman zaman ilaçlar kesilip
ilaçsız kontrol ve korunma önlemleri ile izlenebilir. Sorunlar ortaya
çıktığında tekrar tedavi gerekebilir. Mevsimsel allerjilerde sadece
sorunların yaşandığı aylarda bir kaç aylık tedavi yeterli olur.

Allerji tedavisinde hangi tür ilaçlar kullanılır?
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Hastalığın yerleştiği organa, tipine,
ağırlığına ve hastanın özelliğine göre farklı bir çok ilaç
kullanılabilir. Bazen aynı hastada farklı zamanlarda değişik ilaçları
kullanmak gerekebilir.

Allerji tedavisinde kullanılan ilaçların zararlı etkileri var mıdır?
Her ilacın istenmeyen bazı yan etkileri olabilir. Bir hastaya bir ilacı
verirken kar-zarar hesabı yapılıp beklenen yarar daha ağırlıklı ise
başlanır. Gereksiz yere hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Mümkün olan en
düşük dozda ve en kısa sürede kesilecek şekilde ilaçlar kullanılmalıdır.
Bunlara dikkat edilirse önemli bir sorun olmaz. Hekim kontrolü olmadan,
kendi başına ilaç kullanmak, ve başlanan tedaviyi kontrolsüz sürdürmek
doğru değildir ve yan etkilerin görülme riskini artırır.

Bu yan etkiler arasında en önemlileri nelerdir?
Allerji tedavisinde kullanılan ve antihistaminikler olarak adlandırılan
bir grup ilacın bazıları uyku, dalgınlık, dikkat azalmasına neden
olabilir. Buna bağlı olarak kişi araba veya makine kullanıyorsa kazalara
neden olabilirler. Aktif çalışan kişilerde bu tür yan etkileri olan
ilaçlar tercih edilmemeli veya kullanılması gerekiyorsa kişi önceden
uyarılmalı, bu tür tehlikeli işlerden uzak tutulmalıdır. Yine bu tür
ilaçlar bazen iştah artışına yol açıp kilo alımına sebebiyet
verebilirler. Kortizon türü ilaçlar da allerji tedavisinde
kullanılmaktadır. Bunlara bağlı olarak da önemli yan etkiler
gelişebilir.

Aşı tedavisine dikkat!
Halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi sanıldığı gibi
allerjik hastalıkların tedavisinde temel tedavi biçimi değildir. Sadece
böcek sokmaları ve bazen de allerjik nezlede etkili olabilen bir tedavi
biçimidir. Çoğu astım hastası için bu tedavi biçimi doğru bir yaklaşım
olarak kabul edilmez. Bir çok gelişmiş ülkede astım tedavisinde
kullanılmamaktadır. Aynı zamanda, ölümcül olabilen riskler taşır.
Üstelik etkinliği de ispatlanmış değildir. Etki mekanizması da bilinmez.
Gerekli bir çok koşula uyan çok az sayıda hastaya asıl tedaviler
uygulandıktan sonra, bütün riskler göz önüne alınarak, bu işin uzmanı
olan kişi denetiminde ve acil durumda yaşama geri döndürmeye yönelik
müdahalenin yapılabileceği her türlü donanım ve ekipmana sahip bir
ünitede denenebilir. Fakat maalesef yanlış lanse edildiğinden ve
suiistimale açık olduğundan gereğinden sık olarak uygulanmaktadır.
Yıllarca bir ümit uğruna aşı olmaya devam eden hastalar vardır.

Allerjik bir anne ve/veya babanın çocuklarının allerjik olmaması için
neler yapılabilir?
Anne veya babadan birisi allerjik ise çocukta allerjik hastalığa
rastlanma olasılığı %40 dolaylarında iken hem anne hem de babanın
allerjik olduğu durumda çocukta bu oran %70’e çıkmaktadır. Allerjik
bünyeli ebeveynlerin almaları gereken tedbirler şunlardır: gebelikte ve
doğumu takiben ev içinde sigara içilmemesi, gebelik ve emzirme döneminde
anneye yumurta ve inek sütü gibi allerjenik gıdalardan arındırılmış bir
diyet uygulanması, bebeğin mutlaka anne sütünü emmesi ve yukarıda
korunma ile ilgili kısımda anlatılan tedbirlerin doğumdan itibaren
dikkatlice uygulanıp çevresel allerjenlerle temasın azaltılması yararlı
olacaktır.

Arı poleni, bıldırcın yumurtası, hatme çiçeği vb gibi doğal ilaçların
tedavideki yeri nedir?
Bu ilaçların etkili olduklarını gösteren bilimsel çalışmalar maalesef
yapılmamıştır. Bu nedenle bu konuda olumlu yada olumsuz bir şey söylemek
mümkün değildir


ATOPİK DERMATİT-2-


Prof. Dr. Cengizhan Erdem
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim
Üyesi

1. Atopik dermatit nedir, nasıl bir hastalıktır?

Atopik dermatit, bebeklik ve çocukluk döneminde oluşan, ancak
yetişkinlerde de görülebilen, yinelemelerle karakterize, kronik,
kaşıntılı bir deri hastalığıdır. Çocukluk döneminde başlayan atopik
dermatit, hastaların %90’ından fazlasında, ergenlik dönemi sonrasında da
devam eder. Sıklıkla kişisel ve ailesel atopik dermatit, alerjik nezle
ya da astım hastalığı öyküsü ile birlikte bulunur.

2. Semptomları nelerdir?

Atopik dermatitin klinik görünümü ve belirtilerin dağılımı hastanın
yaşına ve hastalığın şiddetine göre değişiklik gösterir. Akut belirtiler
kızarıklık ve kaşıntı şeklindedir. Akut atopik dermatit sıklıkla
bebeklerde görülür ve yüzü, saçlı deriyi ve kol ve bacakların dış
yüzeylerini etkiler. Büyük çocuklar ve yetişkinlerde, deride kalınlaşma
ve deri çizgilerinde belirginleşme ile karakterize, kronik atopik
dermatit ile karşılaşılır. Belirtiler boyun, göz kapakları, dirsek önü
ve diz arkası gibi bölgelerde yoğunlaşır. Hastalığın her döneminde deri
kuruluğu mevcuttur. Atopik dermatitli hastalarda virus, bakteri ve
mantar hastalıkları daha sık gelişir. Kaşıntı olmaksızın atopik dermatit
tanısı konamaz. Atopik dermatitli hastalarda kaşıntı gün boyu aralıklı
seyrederken, genellikle akşamları ve geceleri daha şiddetlenir. Bu durum
hastaların uyku düzenlerinin bozulmasına neden olabilir.

3. Atopik dermatitin ortaya çıkma sebepleri nelerdir?

Atopik dermatitin oluşmasında genetik, immünolojik ve çevresel etkenler
rol oynamaktadır. Hastaların %80’inde ev tozu allerjenleri, polenler,
küf mantarları gibi hava yolu ile alınan allerjenlere ve gıdasal
allerjenlere karşı antikorlar bulunur. Bakterilerin de atopik dermatitin
gelişimine katkıda bulundukları düşünülmektedir.

4. Atopik dermatitin tedavi yöntemlerinden söz eder misiniz? Kesin
tedavisi mevcut mu? Yeni gelişmeler var mı?

Atopik dermatitin tedavisinde farklı güçte değişik yerel kortikosteroid
preparatları yaklaşık yarım yüzyıldan beri derideki kızarıklığın, ödemin
ve kaşıntının tedavisinde kullanılmaktadır. Bu grup ilaçların deride
incelme, deri enfeksiyonları, deri çatlamaları, kılcal damar
genişlemeleri, deri içi kanamaları gibi yan etkileri vardır ve geniş
yüzeylere sürüldüklerinde deriden emilip kana geçerek sistemik yan
etkiler oluşturabilirler. O nedenle kortikosteroid kremlerinin geniş
deri yüzeylerinde, göz çevresinde ve boyun, yüz, koltuk altı ve kasıklar
gibi derinin ince olduğu bölgelerde doktor kontrolünde dikkatlice
kullanılması gerekir. Deride infeksiyon varsa yerel kortikosteroidler
uygulanmamalı, kullanım için hekimin direktiflerine dikkatle uyulmalı ve
hekimin önerisinden daha uzun süre kullanılmamalıdırlar.

Atopik dermatit tedavisinde tıbbın her alanında olduğu gibi yenilikler
ve yeni tedavi olanakları ortaya çıkmaktadır. Örneğin steroid (kortizon)
içermeyen bu nedenle de yukarıda sözü geçen yan etkileri bulunmayan
yeni ilaçlar geliştirilmiştir. Bu preparatların deriden emilimi çok az
olduğundan özellikle bebeklerde ve erişkinlerde hassas bölgeler ve geniş
alanlarda bile güvenli bir şekilde kullanılabilmektedir.

5. Hastalığın ilerlemesini önlemek için hastalar günlük yaşamlarında
nelere dikkat etmelidir? Ne gibi önerileriniz olabilir?


Duştan hemen sonra, krem ya da merhem şeklindeki nemlendiriciler
uygulanmalıdır. Banyoda ılık su tercih edilmeli sabun kullanımı
sınırlanmalı ya da daha iyisi sabun içermeyen temizleyiciler
kullanılmalıdır. Kurulama hafifçe bastırılarak yapılmalı, havlu ile
kuvvetle ovarak kurulama işleminden kaçınılmalıdır.

Çocukların tırnakları kısa ve temiz olmalıdır.

Atopik dermatitin alevlenmesine yol açan, sabun ve deterjanlar, kimyasal
çözücüler, beyazlatıcılar, boyalar, yün ve sentetik kumaşlar, alkol
içeren deri bakım ürünleri, kozmetikler ve parfümler gibi irritanlarla
temastan kaçınılmalıdır.

Soğuk havalarda deriyi en fazla koruyacak şekilde giyinilmeli, Yazın
ince ve pamuklu giysiler tercih edilmelidir.

Yataklarda, halk arasında ev tozu böcekleri olarak bilinen akarları
geçirmeyen kılıflar kullanılmalı, koltuk kanepe gibi özel kılıfla
kaplanmayan yerlerde uyumaktan kaçınılmalı, çarşaflar her hafta 65o C’de
yıkanmalıdır. 6-12 ayda bir halı, koltuk ve kanepeler için akarları
öldüren temizlik ürünleri kullanılmalıdır. Evde hayvan, çiçek, bitki
bulundurulmamalı, kuştüyü yastık, yorgan ve yünlü giysiler
kullanılmamalıdır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://turkishpowerforum.hareketforum.biz
 
Cilt Hastalıkları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» NİNA VE ÇALAR SAATİ
» sakinn ha sakinn 359 ile baslayan numarayi aramayinnnnn
» ÖZÜRLÜ SAKAT ENGELLİ
» Delta-kapisi
» Doğum Sonrası Çatlaklar İçin Bakım Bitkisel Yağlar

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Turkish Power :: Danışman :: Sağlık-
Buraya geçin: