Turkish Power
En kaliteli hizmeti almak için üye olunuz!

Turkish Power

TurkishPowerForumuna Hoşgeldiniz!Aradığınız ne varsa burda!
 
AnasayfaKapıGaleriKayıt OlGiriş yap
Forumumuza Hoşgeldiniz!İyi vakit geçirmeniz dileğiyle!
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Süper Mario
Cuma Nis. 09, 2010 3:13 pm tarafından LegendKiller

» Bugs Bunny
Salı Şub. 16, 2010 8:56 pm tarafından LegendKiller

» Ruhsar
Salı Şub. 16, 2010 8:55 pm tarafından LegendKiller

» Ebru Gündeş'in An An Beyin Kanaması
Salı Şub. 16, 2010 8:54 pm tarafından LegendKiller

» Eski Türk Sigaraları!
Salı Şub. 16, 2010 8:51 pm tarafından LegendKiller

» Kemal Sunal Filmleri
Salı Şub. 16, 2010 8:50 pm tarafından LegendKiller

» Power Rangers
Salı Şub. 16, 2010 8:48 pm tarafından LegendKiller

» Milli Mücadele Dönemi Ayaklanmaları!
C.tesi Şub. 13, 2010 3:30 pm tarafından LegendKiller

» Amerikan Ambargosu 1975-1978
C.tesi Şub. 13, 2010 3:29 pm tarafından LegendKiller

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Google Translate

Paylaş | 
 

 Genel ve Estetik Cerrah

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
LegendKiller
Administratör
Administratör


Hangi Takımlısınız? : Galatasaray
Mesaj Sayısı : 295
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 38
Nerden : Rize/Ardeşen

MesajKonu: Genel ve Estetik Cerrah   Cuma Ocak 29, 2010 3:55 am

Anal fissür makatta çatlak

Anal kanalda yırtık oluşmasıdır. Genellikle ağrılı ve yanmalıdır.
Dışkılama sırasında bu şikayetler artar , kanama da meydana gelebilir.
Fissür genellikle ıkıntılı , zor bir dışkılama sonrası ve kabızlık
sonucunda meydana gelir. Anal kanal çok spastik olduğunda; fissür ıkınma
olmaksızın meydana gelebilir.

Teşhis

Fissür olduğu zaman parmakla muayene genelde çok ağrılıdır. Genellikle
anüsün dıştan muayenesi ile yırtık görülebilir. Yırtığın miktarını
belirlemek için anoskopi yapılabilir.



Tedavi Anal Fissür

Ilık tüpler (anal kanalı genişleten ısıtılmış,çapları değişik
derecelerde bujiler).
Günde birkaç defa , yaklaşık 10'ar dakika yapılacak sıcak su oturma
banyoları (anal büzüğün gevşetilmesi ve anal kanalın rahatlatılmasını
sağlar).
Gaita yumuşatıcıları (yumuşak ve şekilli gaita sağlar)
Krem ve fitiller ağrıyı hafifletir.
Birçok fissür birkaç haftada iyileşecektir. Fakat belirtiler devam
ederse ameliyat gerekebilir. Ameliyat tedavisi genellikle anal kanaldaki
adelelerin bir kısmını kesmeye dayanmaktadır. Bu işlem fissürü meydana
getirecek basıncı azaltır ve iyileşmesini sağlar. Kuşkusuz en iyi tedavi
korunmadır. Bol lifli , kepekli diyet düzenli barsak hareketlerine
neden olarak rahat dışkılamayı sağladığından en önemli yeri teşkil eder.

Anal Fistül-Anal Abse
Apse (iltihapla dolu şişlik) , genellikle anal kanaldaki , ağızları anüs
içersine açılan bezlerin ağızlarının tıkanması sonucunda meydana gelir.
Oluşan apseler bir müddet sonra kendiliğinden boşalmak amacıyla , son
barsak içersindeki bir yere veya anüs çevresindekideri kısmına açılır.
Bu şekilde tünel açılmasına "fistül" denir. Anal fistüller hemen daima
anal apse sonucunda meydana gelir.

Belirtiler

Anal apse ,anal kanala bitişik şişlik ve önemli ölçüde rahatsızlık
meydana getirir.Şiddetli ağrı ve ateş oluşabilir. Anal fistülde anal
kanaldan fistülün dış ağzına (genellikle anüs çevresindeki deri
bölümüne)drene olan sıvı mevcuttur.Bu nedenle hafif miktarda ,zaman
zaman miktarı artan akıntı(pis kokulu sarı-kahverengi renli bir
akıntıdır)görülür.

Tedavi

Apsenin tedavisi cerrahi olarak drenajdır.Apse drene olduktan sonra
kişilerin %50'sinde birkaç hafta sonra (bazen birkaç ay ya da yıl
sonra)fistül oluşacaktır.Fistülün tedavisi cerrahidir.
Anal Kaşıntı
Geceleyin veya dışkılama sırasında en sıklıkla meydana gelir.Anüs
bölgesi aşırı temizleme ve silme en sık nedendir.Anüs etrafında fazla
terleme .

Bazı yiyecekler ve içecekler kaşıntıya neden olabilir.Bunlar arasında
alkol,sirkeli yiyecekler,kahve,çukulata,fındık,mısır sayılabilir.Ender
olarak bazı enfeksiyonlar ve deri hastalıkları kaşıntıyaneden
olabilir.Kötü hijyen genllikle bir neden değildir.Buna rağmen kaşıntı
meydana gelen kişilerde aşırı bir anal bölge temizliği ve silmeye eğilim
göstererek tahrişi arttırır.


APANDİSİT


Yaygın bir hastalık olan "apandisit", karnın alt kısmında bulunan ve
apandis ya da apendiks denilen kör barsağin iltihaplanmasıdır.

"Apendiks vermiformis uzun ince bir boru veya solucan şeklinde ortalama 9
cm uzunluğunda kör bir barsaktır. iki ila 25 cm arasında değişen
uzunlukta olabilir. Çocuklarda, yetiş*kinlerden daha uzundur. Normalde
karnın sağ alt bölgesinde yer almakla birlikte farklı konumlarda
bulunabilir."

Vücuttaki işlevi lam olarak bilinmeyen apendiks, bademcik gibi lenfoid
doku bakımından zengin bir organ olarak tanımlanıyor.

APANDİSİT NASIL OLUŞUR?

"Apandisit yüzde 90 oranda, apendiks lümeninin (yani apendiksin iç
kısmının) dışkı ile tıkanmasından kaynaklanıyor. Sık görülen nedenlerden
biri de tenf dokularının şişmesidir.

Çeşitli nedenlerle apendiksin içi tıkandığı zaman, apen*diks lümeninde
sıvı birikir, mikroplar çoğalmaya başlar ve iç basınç artar. Basıncın
artması ile apendiks şişmeye başlar ve giderek apendiks dokusunun
kanlanması ve beslenmesi bozulur. Daha sonra nekroz (çürüme) ve patlama
oluşur."

Türkiye Hastanesi uz*manları, iltihaplanmayı durdurmanın mümkün
olmadığını belirterek "apandisit önlenemez; önlemek için herhangi bir
metod veya ilaç bulunmuyor" diyorlar.



GÖRÜLME SIKLIĞI

Eldeki verllere göre, apandisit her yasta görülmekte birlikte, en sık
olarak genç erişkinlerde, 20-30 yaş grubunda ortaya çıkıyor. 60 yaşından
büyüklerde yüzde 5-10 dolayında görülüyor, Çocuklarda en sık 6-10 yas
grubunda görülen apandisjtin, 2 yaşından küçüklerde görülme oranı yüzde 2
dolayında kalıyor.

Görülme sıklığı bakrmından cinsîyete göre ilginç tablo gözleniyor,
Ergenlik çağından Önce, kız ve erkeklerde apandisit oranı eşit olduğu
görülüyor, 15-25 yas grubunda, erkeklerde apandisite 2 kat fazla
rastlanıyor. 25 yaşından sonraki dönemde oran tekrar eşitleniyor.



BELİRTİLER VE TANI

Prof Dr. Hasan Taşçı ile Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu, apandisitin
belirtileri ve tanısıyla ilgili olarak şunları söylüyorlar. "Karın
ağrısı, iştahsızlık ve kusma temel belirtilerdir. Bunların bir araya
gelmesi tanıyı kolaylaştırır.

Karın ağrısı; apandisitin en önemli belirtisidir. Genellikle göbek
çevresinde veya mide üstünde başlar. Künt bir ağrıdır, azalma ve çoğalma
gösterebilir, ama, hiçbir zaman tamamen yok olmaz. Genellikle 4-6 saat
sürer (1-12 saat arasında değişebilir.) Daha sonra ağrı karın sağ alt
bölgesine yerleşir. Bazı hastalarda ağrı sağ alt kadranda başlar ve
orada kalır Apendiksin değişik yerleşimlerine göre ağrı sırtta, sağ veya
sol kasıkta veya mesane üstü ve makatta hissedilebilir.

iştahsızlık, hastaların yüzde 90-95 inde ağrıdan daha önce görülen fakat
önemsenmeyen bulgudur.

Bulantı ve kusma; önemli bir göstergedir. Hastaların yüzde 75'inde
bulantı görülür. Genellikle hasta bir şey yerse Kusar, midesi boşsa
kusmaz.

Bu belirtilerin yanında, hastanın, kabızlık, ishal ve gaz çıkaramama
gibi şikayetleri de olabilir. Ancak, bunlar tanı değeri taşımazlar."

Mauyene bulguları, apendiksin, vücutta yerleştiği yere göre
değişebiliyor. Patlama olup olmaması da bulguları etkiliyor. Vücut ısısı
bazı kişilerde normal kalmakla birlikte bazılarında 37.5-38 dereceye
çıkıyor. Hastanın, fazla hareket etmekten kaçınması ve öksürme zıplama
gibi hallerde ağrılarının artması tanı bakımından önem taşıyor.
Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisitle ilgili önemli bir noktaya
işaret ederek; apandisit belirtilerinin, birçok hastalığın belirtilerine
benzediğini belirtiyorlar. Bu nedenle bulguların değerlendirilmesi
açısından hekimin deneyimi büyük önem taşıyor.

Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu'nun verdikleri bilgilere göre; karın içi
lenf bezleri iltihabı, mide ve bağırsak iltihabı, kadın hastalıkları,
dış gebelik, mide ve onikiparmak bağırsağının delinmesi, idrar yolları
iltihabı ve taşları, safra kesesi iltihabı, pankreas İltihabı ve
bağırsak damarlarının tıkanması gibi rahatsızlıklarla apandisit aynı
bulguları verebiliyorlar.



KESİN TEDAVİ

Özellikle gençlik döneminde ortaya çıkan bu yaygın rahatsızlığın ilaçla
tedavi imkanı bulunmuyor. Ancak, apandisit, tedavisi kolay hastalıklar
arasında yer alıyor. Türkiye Hastanesi hekimleri. kesin tedavinin
ameliyat olduğunu belirterek, "hasta, laparoskopik (kapalı) veya açık
appendektomi yöntemiyle ameliyat edilip, apandisit alınmalıdır"
diyorlar. Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisit ameliyatlarıyla
ilgili şu bilgileri veriyorlar:

"Apandisit tanısı konan veya apandisit olabileceği düşünülen hastaların
ağızdan beslenmemeleri, ağrı giderici almamaları gerekir. Apandisit, 4
grupta toplanır. Üç gruptaki vakalar;

akut apandisit, perfore (patlamış) apandisit, patlamış ve apse yapmış
apandisit, kesin olarak ameliyatla tedavi edilmelidir. Dördüncü grup
plastrone apandisittir. Bazen karın içinde omentum adı verilen bir yağ
perdesi, apendiksi sarar ve iltihabın karın içine yayılmasını önler.
Buna plastrone apandisit denir. Bu durumda hasta hastaneye yatırılır ve
gözlem altına alınarak, antibiyotik tedavisine başlanır. Eğer şikayetler
gerilerse hasta taburcu edilir ve 6-8 hafta sonra tekrar değerlendirip
ve ameliyata alınır.”



ÖLÜME NEDEN OLABİLİR

Günümüzde apandisit ameliyatları en basit ope*rasyonlardan biri
sayılıyor. Ancak tedavisi bu derece kolay olmasına rağmen, ihmal
edilmesi halinde. apandisit, tehlikeli bir hastalık oluveriyor.
Zamanında ameliyat edilmediği zaman İltihaplı apendiksin patlaması ölüme
yol açabiliyor.
Genç erişkinlerde yüzde 15-25, çocuklarda yüzde 50-85, yaşlılarda yüzde
60-90 arasında patlama ihtimali bulunuyor.
Prof. Taşçı ile Opr. Hamzaoğlu, özellikle yaşlılar ve çocuklar açsından
apandisitin büyük risk oluşturduğuna dikkat çekiyorlar ve "Yaşlı ve
çocuklarda bulgular az olduğundan teşhis konulduğunda patlama olayı
gerçekleşmiştir. Bu nedenle ölüm riski çok fazladır.
Genç erişkinlerde apandisitte ölüm oranı yüzde 0.1 in altındayken
yaşlılarda bu oran yüzde 50 civarındadır" diyorlar.


Zamanında doktora başvurulduğunda basit; ama, geç kalındığında ölümcül
bir hastalık sorunu.



DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR


· Karın ağrısı olduğu zaman kesinlikle kendi başınıza ağrı kesici
almayın, mutlaka bir doktara başvurun.

· Bazen apandisitte doktorlarda yanılabilir ve yanlışlıkla mide
tedavisine başlanır. Eğer ağrınız geçmiyorsa tekrar doktora
gitmelisiniz.

· Normal bir apandisit ameliyatı eğer erken teşhis konulursa yaklaşık
15-30 dakika sürmekte ve hasta 1 gün hastanede yatıp çıkmaktadır.

· Eğer apandisit patlamış ise, ameliyatla apandisit alınır, batın
yıkanır ve karın içine 1 adet dren (hortum) konulur ve hasta yaklaşık
2-3 gün hastanede kalır.

· Erken teşhis ve doğru tedavi hayat kurtarıcıdır.

· Günümüzde yüzde 100 apandisit tanısını koyduracak tetkik, laboratuvar
ve görüntüleme yöntemi yoktur. Bu nedenle hastanın şikayetleri, muayene
bulguları ve kan tetkikleri bir arada değerlendirilip teşhis konulur.
Şüpheli vakalar ağrı kesici verilmeden takip edilir.


BARSAK TIKANMASI :İLEUS: ERİŞKİNDE


Bağırsak tıkanması ince bağırsağın veya kolonun tamamen veya kısmen
tıkanmasıdır. Bu tıkanma hazım maddelerinin bağırsak boyunca yaptığı
yolculuğu tamamlamasını önler. Eğer ince bağırsaklarınızda bir tıkanma
varsa, karnınızın ortasında kramp gibi ağrılar ve takrar tekrar gelen
kusma isteği duyarsınız. Tıkanma nerede olmuş olursa olsun hazımla
ilgili maddeler ilerleyemez. Eğer kolonunuzun alt kısmı tıkalıysa gaz
bile çıkaramazsınız. Bağırsakların kısmen tıkanması bağırsakları bir
sıvı çıkarmaya itebilir bu da ishal ile neticelenebilir. Tıkanmanın bir
yanı da karın şişmesidir. Karın şiştikçe gerilir. sertleşir. Bağırsak
gazının ve sıvısının tıkanan kısımda sıkışıp kalması şişmeye neden olur.
Birçok şey tıkanmaya sebep olabilir. En yaygın tıkanma nedeni ince
bağırsakta evvelce yapılmış ameliyattan kalma iltisak (komplikasyon)
olmasıdır. Fıtıklar ve volvulus (düğümlenmiş veya bükülmüş bağırsak) da
ince bağırsakta tıkanma yapan yaygın sebeplerdir.

Belirtiler

- Karın şişmesi,

- Karın bölgesinin ortasında spazm halinde ağrı veya kramplar,

- Kusma,

- Dışkı veya bağırsak gazı çıkaramamak.

Kolonda bir kanser ve diğer bozukluklar tıkanma yapabilir. Bazen tıkanma
mekanik değildir ve bağırsakların hazım maddelerini ileri doğru hareket
ettirememesinden doğan Buna (adinamik ileus) tembel ince bağırsak denir
ve bazen hazım yaralanmalarından veya ameliyatlarından sonra ortaya
çıkar.

Eğer tıkanma bağırsağa kan gelmesini önlerse bu doku ölmeye başlar. Bu
bir kangren veya bağırsak delinmesi olasılığını artırır. Bunların her
ikisi de hayatı tehlikeye atan durumlardır.

Tedavi

Eğer doktorunuz bir bağırsak tıkanmasından şüphe ederse, burnunuzdan
karnınıza veya ince bağırsağın başlangıç bölümüne uzanan bir tüp
koyabilir, özel bir cihazla emmek suret4uie bağırsak salgılan ve hava
yoluyla dışarı çıkarılır. Buna (nasogastik suction) burun yoluyla emme
denilir. Bu teknik genelde karındaki gerginliği rahatlatır. Kaybedilen
sıvı damar yoluyla telafi edilmelidir. Bazen gerginlik ortadan kalkınca
tıkanma nedeni de beraberinde yok olur. Eğer tıkanma nasogastik emme
yoluyla geçmezse ameliyat gerekir. Çalışmayan bağırsak (adinamik ileus)
yakasında buna neden olan asıl hastalığın tedavisi genelde tıkanmayı da
geçirir.


Bağırsak tıkanması bağırsak düğümlenmesi ileus

Alternatif isimler

Paralitik ileus , intestinal volvulus , barsak obstrüksiyonu , ileus

Tanım





Barsak içeriğinin ilerlemesinin durması , geri tepmesi veya
bozulmasıdır.

Tam veya kısmen tıkanma olabilir ; karın ağrısı , bulantı-kusma ve
gaz-dışkı çıkışının durması ile karakterizedir.

Nedenleri,Görülme sıklığı,Risk faktörleri

Barsak tıkanması mekanik veya mekanik olmayan ( dinamik ) sebeplerden
kaynaklanabilir. Çocuklarda ve infantlarda ( bebeklerde ) tıkanmanın
majör sebeplerinden biri paralitik ileus’tur.

Paralitik ileusun nedenleri : periton içi enfeksiyon mezenterik iskemi (
karındaki destek yapılara kan akımının azalması ) karında kan akımının
kesilmesi , hasara uğraması böbrek ve göğüs hastalıkları karın içi
ameliyatlardan sonra metabolik bozukluklar ( potasyum düzeyindeki azalma
gibi )

Bebeklerde mide-barsak iltihabı , elektrolit dengesizliği ve zatürre ;
daha büyük çocuklarda periton iltihabı , patlamış apandiks ve üremi
paralitik ileus sebebi olabilir.

Paralitik ileus karın gerginliği , barsak seslerinin yokluğu (karın
dinlendiğinde ses işitilmez) ve çok hafif ağrı ( mekanik tıkanmayla
karşılaştırıldığında ) ile ortaya çıkabilir.

Paralitik ileus insidansı , mekanik tıkanmayla karşılaştırıldığında
yüksektir. Ancak mekanik tıkanma kadar önemli değildir.

Mekanik tıkanma barsak içeriğinin ileriye doğru hareketinin
engellenmesiyle ortaya çıkar.

Mekanik tıkanmanın sebepleri : fıtıklar ameliyat sonrası yapışıklıklar
veya skar ( yara izi ) dokusu sertleşmiş dışkı , safra taşları tümör
granülomatöz proçesler ( anormal doku gelişimi ) intususepsiyon ( =
invaginasyon = ince veya kalın barsağının bir segmentinin teleskop gibi
sonraki segmentin içine girmesi ) volvulus ( bükülmüş barsak )

Tıkanmayla barsak kan akımı kesilirse , enfeksiyon ve gangren oluşumuyla
doku ölebilir.

Barsak tıkanması 2000 kişinin 2 sinde görülür.

Risk faktörleri : geçirilmiş karın içi ameliyatları fıtıklar safra
taşları enflamatuar barsak hastalığı ( crohn hastalığı gibi ) yutulmuş
yabancı cisimler kronik kabızlık kalın barsağın divertiküler hastalığı

Korunma

Korunma , sebeplere yöneliktir.

Tıkanmayla ilişkili durumların tedavisi ( tümörler ve fıtıklar gibi )
riski azaltabilir.

Bazıları önlenemez.

Belirtiler karın şişkinliği , gaz karın ağrısı ve krampları kusma (
kanlı kusma ) karın gerginliği kabızlık ishal gaz , dışkı çıkaramama
barsak seslerinin artması

Tanı/Teşhis mekanik tıkanmanın başlangıcında stetoskopla karnın
dinlenmesinde artmış barsak sesleri duyulur. Tıkanma uzun bir süre devam
ederse veya barsak önemli derecede hasara uğrarsa barsak sesleri
giderek azalır ve kaybolur. paralitik ileus’ta barsak sesleri azalmış
veya yoktur. baryum enema karın filmi üst sindirim sistemi ve ince
barsak serileri ( grafileri ) serum elektrolitleri serum sodyumu tam kan
tahlili sigmoidoskopi idrar amilazı serum amilazı karın bilgisayarlı
tomografisi enteroclysis ( burun veya ağız yoluyla mideden barsağa geçen
tüp içine kontrast maddenin verilmesiyle ince barsakların
görüntülenmesi yöntemi )

Tedavi

Hastanede gerçekleştirilir.

Nazogastrik tüple dekompresyon

Nazogastrik tüple dekompresyon belirtileri geçirmezse veya barsak
strangule olursa veya gangren şüphesi varsa tıkanmanın cerrahi tedavisi
faydalı olabilir.

Prognoz/Hastalığın gidişi

tıkanmanın sebebine bağlı olarak sonuçlar değişir.

genelde prognoz çok iyidir.

Komplikasyonlar/Riskler enfeksiyon barsağın kangren olması.

Doktorunuza başvurun

Gaz,dışkı çıkaramamakla gelişen devam eden karın gerginliği varsa veya
yeni belirtiler gelişirse..


BASI: DEKÜBİTUS ÜLSERLERİ


Dekübitus ülserleri (DÜ) yaşlı, spinal kord travması geçirmiş, nörolojik
sorunları olan, hemiplejik veya paraplejik hastalarda önemli bir
morbidite ve mortalite nedenidir.
Ciddi DÜ'li hastalarda ortalama hospitalizasyon süresi 8 ay, yüzeyel
ülseri olanlarda ise 6 ay olarak bildirilmektedir.
DÜ'li hastaların yataklı sağlık kurumlarında bu uzun süreli bakım ve
tedavileri nedeniyle sağlık hizmetleri giderleri çok fazla olmakta,
dolayısıyla önemli bir sağlık sorunu olarak kabul edilmektedir.4
DÜ (yatak yaraları, basınç ülserleri) uzun süreli yatma veya oturma
pozisyonunda yumuşak dokuda bir bölgeye sürekli basınç sonucu oluşan
lokalize hücre nekrozu alanlarıdır. Yatak veya sandalye gibi bir dış güç
ile kemik çıkıntı arasında basınca uğrayan yumuşak dokuda ortaya
çıkar.5
Epidemiyoloji
Acil bakım ünitesi olan hastanelerde DÜ prevelansı %3-11, yatalak ve
tekerlekli sandalyeye bağımlı hastalarda %28 olarak bildirilmektedir.1
Uzun süreli yataklı tedavi sağlayan hastanelerde bu oran %45'e kadar
çıkmaktadır.6 Spinal kord travması olanlarda ise DÜ prevelansı daha
yüksektir.4 Epidemiyolojik çalışmalara göre yaşlı, nörolojik bozukluğu
ve kalça kırığı olanlar DÜ gelişme riski yüksek hastalardır, çoğu 70 yaş
üzerindedir ve ülserler en sık sakrum, iskial tuberositeler, büyük
trokanterler, malleoller ve topuklar olmak üzere genellikle
hospitalizasyonun ilk birkaç haftasında ortaya çıkmaktadır. Bu hasta
grubunda mortalite riski de yüksek olarak bulunmuştur.
DÜ gelişiminden sorumlu faktörler; duyu veya mobilite bozukluğu
olanlarda deri bakımına yeterli özenin gösterilmemesi; uzun süreli
immobilizasyon; uygun olmayan yatak, yastık ve tekerlekli sandalye
kullanımı; aşırı terleme veya inkontinans; sıkı giysilerin kullanılması
ve DÜ tedavi edildikten sonra da bu olumsuz faktörlere dikkat
edilmemesidir.
Sınıflama
DÜ'lerin sınıflamasında bugün en geçerli evrelendirme sistemi;
Evre 1: Kemik çıkıntı üzerindeki deride eritem ve endurasyon (ülser
başlangıcı)
Evre 2: Dermisi içine alan yüzeyel ülserasyon; klinik olarak abrazyon,
bül veya yüzeyel krater görülür.
Evre 3: Subkütan dokuyu içine alan ülserasyon; klinik olarak derin bir
krater görülür.
Evre 4: Kas, kemik ve destek dokularda destrüksiyon ile giden derin
ülserasyon.
Evre 5: Eklem veya vücut boşluklarına (rektum, barsak, vajina, mesane
gibi) uzanan geniş ve derin ülser.5,8
Bu evrelendirme, özellikle uygun tedavi yaklaşımını planlarken önem
kazanmaktadır.

Tedavi

A. Korunma
Korunma amacıyla ilk girişim noktasal basınçların önlenmesidir. Hastanın
düzenli olarak 30° derece açıyla döndürülmesi ve basıncı azaltmak için
yumuşak yastıkların kullanılması uygundur. Standart yataklar yerine
havalı yatakların veya su yataklarının kullanılması DÜ gelişme riskini
belirgin olarak azaltır. Sürtünme ve yırtma güçleri de önlenmeli, bu
güçleri minimuma indirecek özel kaldırma ve çevirme teknikleri
kullanılmalıdır. DÜ gelişiminde rolü olan sistemik faktörlerin ortadan
kaldırılması, gaita ve idrar inkontinansının düzeltilmesi veya günlük
düzenli mesane ve barsak programları, enfeksiyonla mücadele kon-servatif
tedavi yaklaşımlarıdır.
B. Topikal tedavi
Evre l ve 2 DÜ'lerinde veya cerrahi tedaviden önce lokal yara bakımı
uygulanmalıdır. Ciddi bir topikal tedavi ile yara kontraksiyonu
hızlanır, enfeksiyon riski azalır ve nekrotik debris temizlenir. Evre l
ülserler genellikle koruyucu yaklaşımlarla ve basit topikal tedavi ile
düzeltilebilir. Evre 2 ülserlerde benzer şekilde genel yaklaşımların
yamsıra yara kontraksiyonu ve epitelizasyonu hızlandıracak agresif
topikal tedavi gerekir. Topikal tedavide kullanılan ajanlar enzimler,
antibiyotikler, eser elementler, tannik asit, bal, şeker ve
povidoneiodine içeren çeşitli karışımlardır. Ancak bu tedavilerden
herhangi birinin serum fizyolojik ile yapılan ıslak pansumanlara (wet to
dry) üstünlüğü gösterilmemiştir. 6-8 saatte bir değiştirilen ıslak
pansumanlar hem sekonder iyileşmeyi hızlandırır hem de yeterli mekanik
debritmanı sağlar. Enfekte yaralarda gazlı bezin germisidal bir ajanla
uygulanması önerilir. Diğer tedaviler irrigasyon uygulaması ve ülser
tedavisinde kullanılan çeşitli örtülerdir.
Lokal tedavide kullanılan diğer yöntemler elektrik stimülasyonu ve
büyüme faktörlerinin uygulanmasıdır. Elektrik akımı ile yara iyileşmesi
muhtemelen elektrik akımının antibakte-riyel etkisine ve kasda protein
sentezi ve DNA replikasyonunun stimülasyonuna bağlıdır.Trombosit
kaynaklı büyüme faktörlerinin (Platelet derived growth factors)
uygulanması da anjiogenezis, fibroblast proliferasyonu ve kollajen
sentezini uyararak iyileşmeyi hızlandırmakta, skar oluşumu da minimuma
inmektedir.
C. Cerrahi tedavi
Genel olarak evre 3, 4 ve 5 ülserler cerrahi tedavi gerektirir. Cerrahi
tedaviden önce yara temizliği ve nekrotik dokunun debridmanı, çok derin
ülserlerde osteoktomi tedavide ilk basamaktır.5,8 Yara kültürü ve
osteomiyelit yönünden alttaki kemik dokunun kültürü yapılmalı,
enfeksiyon tesbit edildiğinde sistemik antibiyotik tedavisi
başlanmalıdır. Genellikle yumuşak doku enfeksiyonları 2 haftalık
antibiyotik tedavisi ile düzelirken, osteomiyelit tesbit edildiğinde 6
haftalık antibiyotik tedavisi gerekir.
DÜ'lerinde cerrahi tedavinin başarısı ülser zemininin temizliğine
bağlıdır.
Cerrahi tedaviden önce hasta mutlaka psikolojik ve sosyal olarak
hazırlanmalı, postope-ratif dönemde ve daha sonra DÜ bakımı konusunda
bilgilendirilmelidir.8 Cerrahi tedaviden sonra hastalar uzunca bir süre
rahatsız bir pozisyonda iyileşme dönemi geçirmek zorunda-dır. Bu nedenle
preoperatif dönemde 4 gün sıklıkla prone pozisyonda tutularak hastaya
deneme yapılır. Bu süre içinde 8 saatte bir basınç altında kalan
bölgeler açısından hasta incelenmeli, skrotal ödemi azaltmak için
skrotal destek konmalı, basıncın eşit dağılması için köpük şilteler ve
havalı yataklar kullanılmalıdır. Solunum fonksiyon testleri ve kan
gazlarına bakılarak hastanın prone pozisyonu tolere edebileceği
kesinleştirilmelidir. Hastada spas-tisite varsa cerrahi tedaviden önce
mutlaka kontrol altına alınmalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://turkishpowerforum.hareketforum.biz
 
Genel ve Estetik Cerrah
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» DoksanÜç Harbİve Genel Olarak Muhacirlarin Yasadiklari
» Kızlık zarı (Hymen) ve Tamiri , Genital Estetik
» "TÜRKÇEMİZİ KORUYALIM" kampanyası hakkında genel bilgilendirme

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Turkish Power :: Danışman :: Sağlık-
Buraya geçin: