Turkish Power
En kaliteli hizmeti almak için üye olunuz!

Turkish Power

TurkishPowerForumuna Hoşgeldiniz!Aradığınız ne varsa burda!
 
AnasayfaKapıGaleriKayıt OlGiriş yap
Forumumuza Hoşgeldiniz!İyi vakit geçirmeniz dileğiyle!
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Süper Mario
Cuma Nis. 09, 2010 3:13 pm tarafından LegendKiller

» Bugs Bunny
Salı Şub. 16, 2010 8:56 pm tarafından LegendKiller

» Ruhsar
Salı Şub. 16, 2010 8:55 pm tarafından LegendKiller

» Ebru Gündeş'in An An Beyin Kanaması
Salı Şub. 16, 2010 8:54 pm tarafından LegendKiller

» Eski Türk Sigaraları!
Salı Şub. 16, 2010 8:51 pm tarafından LegendKiller

» Kemal Sunal Filmleri
Salı Şub. 16, 2010 8:50 pm tarafından LegendKiller

» Power Rangers
Salı Şub. 16, 2010 8:48 pm tarafından LegendKiller

» Milli Mücadele Dönemi Ayaklanmaları!
C.tesi Şub. 13, 2010 3:30 pm tarafından LegendKiller

» Amerikan Ambargosu 1975-1978
C.tesi Şub. 13, 2010 3:29 pm tarafından LegendKiller

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Google Translate

Paylaş | 
 

 Psikiyatri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
LegendKiller
Administratör
Administratör


Hangi Takımlısınız? : Galatasaray
Mesaj Sayısı : 295
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 38
Nerden : Rize/Ardeşen

MesajKonu: Psikiyatri   Cuma Ocak 29, 2010 3:50 am

Alkol bağımlılığı


Tarihçe

* 8 bin yıl önce Mezopotamyalıların arpayı ekmek yapmak için ilk ıslah
etmesiyle bira yapımı başladı.

* 6 bin yıl önce Sümerler, Godin Tepelerinde (Batı İran ve Anadolu) bira
ve şarap içiyorlardı.

* Paleolitik çağda fermente edilmiş meyve, tahıl ve baldan alkol
yapılıyordu.

* Metanol, Yunanca Methy ve Sanskritçe Madhu kelimelerinden gelir ve
bal, sarhoş eden madde anlamına gelir.

* Alkol kelimesi Arapçadan gelmektedir.

* Distilasyon, İS 8. yy’da Arabistan’da başlamıştır.

Alkolizmin Kliniği

* Alkolizm, davranışsal bir bozukluktur.

* Tekrarlayıcı olarak fazla miktarlarda alınan alkole bağlı problemler
gelişmesi anlamına gelir.

* Alkolik, kötü sonuçlar doğurmasına rağmen, kompulsif bir biçimde alkol
içmeye devam eder.

* Alkolizmde, alkol alımının sınırlanması ile ilgili kontrol
kaybolmuştur

İnsanlar neden içiyorlar?

- Zevk almak

- Duygudurumu düzeltmek

- Stresle başa çıkmak

- Alkol içme arzusu (craving, aş erme)

Alkoliğin hayatı

* İçenlerle arkadaşlık eder, evlenir

* İçmek için her zaman neden vardır: mutluluk, neşesizlik, gerginlik vs

* İçme fırsatları sonsuzdur: maç, av, parti, tatil, doğum günü vs

* Alkolizm ilerledikçe problemler artar, yalnız içmeye başlar, gizlice
içer, şişeleri saklar, durumun ciddiyetini saklamaya çalışır

* Suçluluk duygusu gelişir, suçluluk ve pişmanlık duygularını bastırmak
için daha çok içmeye ve sabahları kalkınca içmeye başlar.

Alkolizmde kısır döngü

Suçluluk ve anksiyete nedeniyle daha çok alkol alır, alkol aldıkça
anksiyete ve depresyon derinleşir ve şu belirtiler ortaya çıkar: Uyku
kalitesinde bozulma, gece uyanmalar, depresif duygudurumu, huzursuzluk
ve sıkıntı hisleri, panik nöbetleri, göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes
almada zorluk …...

Alkolizmde fiziksel bulgular

- Arkus senilis: gözün kornea tabakasında yağ halkası

- Acne rosecea : kırmızı burun

- Palmar eritem: avuç içinde kırmızılık

- Asteriksis: Elde flapping tremor (büyük amplitüdlü titreme)

- Sigara yanıkları: parmak, göğüs vs’de

- Morarıklıklar (düşme ve çarpmalara bağlı)

- Hepatomegali (karaciğer büyümesi), karın ağrısı

- Spider anjioma

- Periferik nöropati (el ve ayaklarda his kusurları, uyuşma vs)

- Kan tetkiklerinde anormallikler: GGT, MCV, AST, ALT, ürik asit,
trigliseritler, üre yükselir

Doğal gidiş, cinsiyet farkı

Erkeklerde daha erken başlar (20 civarı), sinsi gidişlidir, 30 yaşından
önce problemleri farketmek zordur. 45 yaşından sonra başlama nadirdir.

Kadınlarda başlangıç daha geç olur, depresyon daha sıktır.

Alkolizm tipleri

Gamma tipi alkolizm: Çok aşırı miktarda alkolün aralıksız biçimde
alındığı epizotların yaşandığı, ama aralarda alkol alınmayan dönemlerin
olduğu alkolizm tipi. Örneğin kişi günler boyunca sızıncaya kadar alkol
alıp ayılır ayılmaz içmeye devam eder. Sağlık durumu nedeniyle içemez
hale gelince birkaç gün hasta yatar, daha sonra 1-2 hafta alkol almaz ve
sonra herşey yeniden başlar. Bu kişilerde temel problem alkol alımı ile
ilgili kontrol kaybıdır, yasal ve sosyal problemler ön plandadır. Bunun
tersine “Fransız tipi alkolizm”de kişi sürekli olarak fazla ama aşırı
olmayan miktarlarda alkol alır, alkol kullanımı bir hayat tarzı haline
gelmiştir. Herhangi bir nedenle alkol içmeyi durdururlarsa alkol
yoksunluğuna girebilirler. Uzun vadede sağlık problemleri ortaya çıkar.

Tip A-B ya da 1-2: Erken yaşlarda başlayan, ailede alkolizm öyküsünün
varolduğu, antisosyal kişilik bozukluğu ile birlikte sık görülen kötü
gidişli alkolizm ve daha geç yaşta başlayan, aile öyküsünün olmadığı,
daha çok depresyonun eşlik ettiği, daha iyi gidişli alkolizm tipi.

Komplikasyonlar (alkolizmin sonuçları)

Sosyal:

Boşanma, terkedilme

İş sorunları, devamsızlık

Ev-iş-trafik kazaları

Adli problemler

Tıbbi: 1.Akut sorunlar 2.Kronik sorunlar 3.Yoksunluk belirtileri

Karaciğer harabiyeti, kardiyomiyopati (kalp büyümesi), anemi
(kansızlık), yüksek tansiyon, trombositopeni (pıhtılaşma sağlayan
hücrelerde azalma), miyopati (kas yıkımı), kanser, teratojenite (anne
karnındaki bebekte anormallikler), pankreatit (pankreas iltahabı),
pnömoni (zatüre), merkezi sinir sistemi bozuklukları (retrobulbar
nörit,Wernike-Korskof Sendromu ve bunaması, serebeller atrofi)

Alkol Yoksunluğu belirtileri

Otonomik hiperaktivite (terleme, nabız 100’ün üstünde)
titreme
uykusuzluk
bulantı ve kusma
geçici halusinasyon ve ilüzyonlar: alkolü bıraktıktan sonra 1-2 gün
içinde görülür.
psikomotor ajitasyon
anksiyete
grand mal konvülzyonlar (epileptik nöbetler): alkolü bıraktıktan sonra 2
gün içinde görülür.

Deliryum tremens: Uzun süre fazla miktarda alkol alan kişilerde alkolü
kestikten 2-3 gün sonra ortaya çıkabilen, ölüm riski taşıyan bir
tablodur.

Bilinç ve konsantrasyon bozukluğu, görsel halusinasyonlar (gerçekte var
olmayan şeylerin görülmesi), bulunduğu zamanı ve yeri karıştırma ile
kendini belli eder, hızlı başlayıp dalgalı bir seyir gösterir.

En sık eşlik eden psikiyatrik bozukluklar:

- Majör Depresyon: Alkol bağımlılarının %30-50’sinde görülür

- Anksiyete bozuklukları: %30 sıklıktadır. Erkeklerde sosyal fobi,
Kadınlarda agorofobi sıktır.

- İki uçlu duygudurum bozukluğu (manik depresif b)

- Diğer madde bağımlılıkları: başta sigara olmak üzere esrar vs.

- Kişilik Bozuklukları: antisosyal ve sınırda kişilik bozuklukları.

Alkolizm tedavisi

* Alkolikler tedavi için başvurduklarında genellikle ‘dibe vurmuşlardır’
yani sağlık, aile, meslek, sosyal yaşam vb yönlerden büyük kayıplara
uğramış ve çaresiz duruma düşmüşlerdir. Bu hale düşmeden pek çok alkolik
bu zevki terketmeye yanaşmaz, ya da buna karar verse de kolayca vaz
geçer. Önemli olan bu denli kayba uğramadan bu kısır döngüyü
durdurmaktır. Bu nedenle kişinin alkolik olduğu yani alkol karşısında
zayıf, hatta alkolün esiri olduğunu farkedip kabullenmesi düzelmenin
başlangıç noktasını oluşturur. Erken dönemdeki alkoliklerin bu gerçeği
farketmeleri için “motive edici görüşmeler” yapılır.

* Alkolizm tedavisi yoksunluk belirtileri kalktıktan sonra başlar

* Hedef ayıklıktır (sobriety): Eşlik eden psikiyatrik bozuklukların
ayırıcı tanısı ve tedavisi için de bu önemlidir.

* Ekip tedavisi gerekir

* Tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre seçilmelidir.

* Tedaviden sonra uzun süreli izlem gereklidir. Kişi uzun süre hastanede
kalsa bile daha sonra izlenmezse alkole dönmesi kolaydır. Düzenli
aralıklarla görüşmelere ya da kendine yardım gruplarına katılmalıdır.

* Nüksler (tekrarlamalar) ilk 6 ayda en sıktır.

İlaç tedavileri

* Disulfiram (Antabus)

* Antidipsojenikler:

Naltraxone, Acomprasate

* Seratonerjik antidpresanlar

* Lityum

Psikoterapi

* Sıcak ama biraz otoriter bir yaklaşım gereklidir.

* Adsız Alkolikler gibi kendine yardım grupları tedaviye entegre
edilmelidir.

* Davranışçı-kognitif tedaviler iyi sonuç verir.

* Eğitimsel faaliyetler tedavinin önemli bir parçasıdır.

* Psikoterapilerde iç görü üzerinde yoğunlaşılmamalıdır. Psikanaliz gibi
bu türdeki terapiler alkol kullanımını daha da arttırabilir.

* Hastanın içinde bulunduğu aile ele alınmalıdır, çünkü alkolizm bir
“Aile Hastalığı”dır.


Alkolizm, aşırı alkol kullanımı


TANIMLAMA:
Genellikle alkolizmin tanımı tanımlayan kişiye göre değişir. En basit
anlamda ve en eski tanımı, kronik ve aşırı alkol alınmasıyla oluşan
hastalıktır. Bağımlılığın farmakolojik ve psikolojik tanımı, gittikçe
artan dozlarda alkol alma isteğidir. Ancak bu tanım da çok yeterli
değildir, çünkü alkolizm diğer bağımlılıklara pek benzememektedir. Afyon
bağımlıları, gittikçe artan dozlarda ve sonunda öldürücü miktarda madde
ihtiyacı duyarlar, ancak alkoliklerin ihtiyaç duyduğu alkol miktarı tek
seferde öldürücü olmamaktadır.Alkolizmi tanımlamak için en belirgin
sinyal kişinin davranış şeklidir. Modern tıp; alkolizmi sebebi
bilinmeyen, belirgin anatomik işaretleri olmayan ve alkol bağımlılığıyla
ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlar. Ayrıca, hem psikolojik hem
de fiziksel tıp, alkolizmin bir başka hastalığın, çoğunlukla da
psikolojik bir bozukluğun, semptomu olabileceğini söylemektedirler. Bu
anlamda, alkolizm, kronik, ilerleyen bir hastalıktır ya da psikolojik
veya fiziksel bir başka hastalığın belirtisidir.

BELİRTİ VE BULGULAR :
• Şunu unutmamak gerekir ki, alkolizm davranışsal bir bozukluktur ve
sürekli ve artan miktarlarda alınan alkole bağlı problemlerin gelişmesi
anlamına gelir.

•Bir alkolik, tüm kötü sonuçlarına rağmen sürekli alkol içmeye devam
eder ve bir süre sonra alkol alımını sınırlayamaz bir hale gelir.

•Alkolikler genellikle, alkol içen kişilerle arkadaşlık eder, hatta
eşlerini bile onların arasından seçebilir.

•Alkolik bir insan, içmek için her zaman bir sebep bulur. Bu mutluluk,
mutsuzluk, gerginlik, üzüntü, neşesizlik olabilir. Ayrıca, içmek için
her zaman fırsat yaratırlar, maç, av, parti, doğum günü, düğün, sünnet
vb.

•Alkolizmin ilerledikçe, alkolik kişilerin sorunları da artmaktadır.
Örneğin, yalnız içmeye başlarlar, çevrelerinden saklayarak gizli
içerler, şişeleri saklarlar. Bütün bu davranışların sebebi alkolik
olduklarını çevrelerinden saklama arzusu duymalarıdır.

•Gittikçe artan bir suçluluk duygusu geliştiririler, bu suçluluk
duygusu, pişmanlıkla birleşir ve bu duyguları bastırmak için daha çok
içmeye başlarlar. Hatta sabah kalkar kalmaz içmeye başlarlar.

•Alkolizm bir kısır döngüye dönüşür. Suçluluğa ve alkolün yaptığı
tahribata bağlı olarak kişide anksiyete ve depresyon başlar ve bu yüzden
kişi daha çok alkol tüketir. Alkol tüketimi arttıkça depresyon
derinleşir, kişi uyuyamamaya ya da sızmaya başlar, geceleri uyanır,
depresif bir duygu durumu içine girer, kendisini sürekli huzursuz ve
sıkıntılı hisseder, panik nöbetleri geçirir, göğüs ağrısı, çarpıntı ve
nefes almada zorluk çeker.
• Arkus senilis: gözün kornea tabakasında yağ halkası

•Acne rosecea : kırmızı burun

•Palmar eritem: avuç içinde kırmızılık

•Asteriksis: Elde flapping tremor (büyük amplitüdlü titreme)

•Sigara yanıkları: parmak, göğüs vb.

•Morarıklıklar (düşme ve çarpmalara bağlı)

•Hepatomegali (karaciğer büyümesi), karın ağrısı

•Spider anjioma

•Periferik nöropati (el ve ayaklarda his kusurları, uyuşma vb.)

•Kan tetkiklerinde anormallikler: GGT, MCV, AST, ALT, ürik asit,
trigliseritler, üre yükselmesi.

ETKİLENEN SİSTEMLER:
Alkolün kalbe çok zararlı olduğu bilinmektedir, bir alkolik sadece kalp
hastalığına yakalanma riski altında değildir, alkol kalbe direk zarar da
verebilir. Çoğunlukla, alkolizm, lipid seviyesinin aşırı yükselmesiyle
oluşacak damar tıkanıklığı, kalp krizi ve erken ölümle sonuçlanır. Eğer
alkolizm tedavi edilmezse, hasta kalp hastalıkları yüzünden büyük bir
ihtimalle hayatını kaybedecektir.Aşırı alkol kullananlarda, vücut
vitaminsiz kalacak ve özellikle B vitaminin eksikliğinden kaynaklanan
hastalıklar başlayacaktır. Alkol tüm zihin fonksiyonlarına zarar
verecektir. Yapılan tüm beyin hücreleri araştırmaları, alkoliklerin
beyin hücrelerinin, normale oranla çok daha hızlı bir şekilde yok
olduğunu, hatta "hücre deposunun" zamanla tamamen boşaldığını ortaya
koymuştur. Bu durumda ne yazık ki, hastanın hemen hemen tüm zihinsel
faaliyetleri durmaktadır. Gastrointestinal sistem de alkolden fazlasıyla
zarar gören organ sistemlerinden biridir. Alkolizm sonucu, çok ileri
düzeyde ülser (mide kanaması ya da delinmesi), ölümcül pankreas
problemleri (akut pankreas vb.) ve pek çok başka hastalık ortaya
çıkabilir. Ancak, tüm bunların arasında alkolizm konusu geçince en çok
dikkat edilmesi gereken organ karaciğerdir.Alkolizm karaciğeri, çok
sinsi ve tehlikeli bir hastalık olan sirozla sarar. Sirozun ilk
basamağı, karaciğer hücrelerinin zedelenerek, yağ zerrecikleriyle
dolmalarıdır. Karaciğer hücreleri bozulup, yağla kaplandıkça karaciğer
büyümeye başlar. Eğer, alkolizm devam ederse, yaralar oluşmaya başlar.
Yaralar gittikçe çoğalır ve sonunda tedavi edilemez hale gelir. Siroz
ilerledikçe, alkolik çok daha ciddi sağlık problemleriyle karşılaşır.
Bunlar çoğunlukla, kan zehirlenmesi (amonyak ve bilirubin),
iktidarsızlık, kanamalar, bacakların ve bileklerin şişmesi, vücutta asit
üretilmesi (içi sıvı dolu bir göbek) olarak ortaya çıkmaktadır. Eğer
erken teşhis yapılıp, tedaviye başlanmazsa siroz öldürücü bir
hastalıktır.

ALKOLİZM TEDAVİSİ:
Alkolikleri tedaviye razı etmek zor bir iştir. Pek çok alkolik,
hastalığını inkar eder. Alkolikler tedavi için başvurduklarında
genellikle "dibe vurmuşlardır" yani sağlık, aile, meslek ve sosyal
yaşamlarından büyük kayıplar vermiş ve çaresiz duruma düşmüşlerdir. Bu
hale düşmeden önce alkolikler, bu zevki terk etmeye pek yanaşmazlar, ya
da buna karar verseler de kolayca vazgeçerler. Önemli olan bu denli
kayba uğramadan bu kısır döngüyü durdurmaktır. Bu nedenle kişinin
alkolik olduğu yani alkol karşısında zayıf, hatta alkolün esiri olduğunu
fark edip kabullenmesi düzelmenin başlangıç noktasını oluşturur. Erken
dönemdeki alkoliklerin bu gerçeği fark etmeleri için "motive edici
görüşmeler" yapılır.
Alkol Tedavisinin Önemli Özellikleri Şunlardır:
•Alkolizm tedavisi yoksunluk belirtileri kalktıktan sonra başlar.


•Hedef ayıklıktır (sobriety): Eşlik eden psikiyatrik bozuklukların
ayırıcı tanısı ve tedavisi için de bu önemlidir.


•Ekip tedavisi gerekir


•Tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre seçilmelidir.


•Tedaviden sonra uzun süreli izleme gereklidir. Kişi uzun süre hastanede
kalsa bile daha sonra

•izlenmezse alkole dönmesi kolaydır. Düzenli aralıklarla görüşmelere ya
da kendine yardım gruplarına katılmalıdır.


•Nüksler (tekrarlamalar) İlk 6 ayda en sıklıkla görülür.


•Alkol tedavisi, fizyolojik, psikolojik ve sosyal olarak
sınıflandırılabilir. Çoğu zaman, fizyolojik tedavi, psikolojik tedaviye
ek olarak yapılmaktadır. Alkol tedavisinde psikoterapi vazgeçilmez bir
yöntemdir.


ALZHEİMER HASTALIĞI, BUNAMA,PRESENİL DEMANS


TANIMLAMA:

Alzheimer hastalığı, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık
olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan
ilerleyici bir beyin hastalığıdır.
Beynin belli bölgelerinde, bilinmeyen bir nedenle birtakım proteinler
birikir. Bu da beyindeki haberleşmeyi sağlayan sinir hücrelerinin hasar
görmesine yol açar.Tanısı ön planda öykü almaya dayanmaktadır. Demans
sebepleri arasında birinci sırada gelir.Bellek ve bilişsel işlevlerde
günlük yaşam aktivitelerini kısıtlayacak derecede kronik ve ilerleyici
kayıpla karakterizedir. Yaşamın orta ve ileri evrelerinde ortaya çıkar
ve 50 yaş altında görülmesi pek nadirdir. Alzheimer hastalığı'nın
görülme sıklığı yaşla birlikte artar, 65 yaşında gözülme sıklığı yüzde
5’lerdeyken, 60 yaş üstünde yüzde 30’a çıkar.

BELİRTİ VE BULGULAR:
Alzheimer hastalığının ilk belirtisi genellikle unutkanlıktır. Yakın
zamana ait bilgileri hatırlama ya da yeni bilgiler öğrenme güçlüğü
görülür. Ayrıca konuşma bozukluğu, karar verme güçlüğü, kişileri
tanıyamama ya da yolunu kaybetme gibi başka zihinsel sorunlar' da
başgösterir.
Alzheimer hastalarında tabloya çoğu kez davranış ve kişilik bozuklukları
da eşlik eder. Özellikle hastalık ilerledikçe, birçok hastada
depresyon, saldırganlık, huzursuzluk, hayaller görme, uyku bozuklukları
ya da amaçsızca dolaşma gibi ruhsal sorunlar görülebilir.
Zihinsel bozukluklar:
• Unutkanlık
• Öğrenme güçlüğü
• Konuşma bozukluğu
• Yolunu kaybetme
• Kişileri tanıyamama
• Karar verme güçlüğü

Ruhsal bozukluklar:
• Huzursuzluk
• İlgisizlik
• Saldırganlık
• Uyku bozukluğu
• Amaçsız dolaşma
• Gerçekdışı hayaller
• Depresyon

TANI:
Alzheimer belirtileri ile başvuran hastalara yapılacak radyolojik ve
laboratuvar incelemeleri sonrası uygulanacak tanı kriterleri ile
Alzheimer Teşhisi % 90 doğruluk ile konulabilmektedir.Alzheimer
hastalığı bunamanın en sık nedenidir, ancak benzer belirtiler veren
başka hastalıklar da vardır. Bu nedenle, Alzheimer hastalığının diğer
bunama nedenlerinden tam olarak ayırt edilmesi gerekir.Sinir
hastalıkları uzmanları, yani nörologlar ve ruh hastalıkları uzmanları,
yani psikiyatristler, çeşitli testler, beyin filmleri ve laboratuvar
tetkikleri sayesinde bugün büyük oranda kesin teşhis koyabilmektedir.

HASTALIĞIN SEYRİ:
Alzheimer hastalığı yavaş ilerleyen, ancak zaman içinde günlük yaşamı
etkileyerek, hastayı geri dönüşsüz bir şekilde bakıma muhtaç bırakan bir
hastalıktır.
Genel olarak 3 evreye ayrılır:
•Birinci evrede, unutkanlık, bildiği yerleri tanıyamama, bazı kelimeleri
bulamama, işine ve hobilerine karşı ilgisini yitirme gibi erken
belirtiler verir ve genellikle hasta olduğunu kabul etmek istemez.
•İkinci evrede, bellek kaybı belirginleşir, yakınlarının isimlerini
unutabilir, yolunu kaybedebilir, konuşma bozukluğu artar, yıkanma,
giyinme gibi gündelik işlerinde yardıma ihtiyaç duyabilir ve bazı
hayaller görebilir.
•Üçüncü evrede, artık aile üyelerini tanımayabilir, yemek yemede ve
yürümede güçlükler başlar, idrarını ve dışkısını tutamayabilir ve ciddi
davranış bozuklukları görülebilir.
Alzheimer hastalığı, yaklaşık 5-8 yıllık bir ilerleme süreci içinde
hastayı yatağa bağlı ve tamamen bakıma muhtaç duruma getirir.



TEDAVİ:
Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi bugün için
ne yazık ki yoktur. Ancak belli bir süre hastalığın ilerleme hızını
durduracak ya da yavaşlatacak bazı yeni tedavi olanakları bulunmaktadır.
Kolinesteraz inhibitörleri adı verilen bu yeni ilaçlar, beyindeki sinir
hücrelerinin hasarı sonucu azalmış olan asetilkolin adlı haberci madde
miktarının dengelenmesine yardım ederek zihinsel işlevleri korurlar.
İlaç tedavisi, Alzheimer hastalığını tamamen durdurmaz, ancak bellek
kaybı dahil, çeşitli zihinsel bozukluk belirtilerinin hafiflemesini
sağlar. Böylelikle hastanın günlük yaşam aktiviteleri daha uzun süre
korunur. Depresyon, huzursuzluk, uykusuzluk ya da hayaller görme gibi
davranış bozukluklarını tedavi etmek için de uzun zamandır kullanılmakta
olan çok sayıda etkili ve güvenilir ilaç bulunmaktadır. İlaç tedavisine
karar verecek olan kişi, nörolog (sinir hastalıkları uzmanı) veya
psikiyatristtir (ruh hastalıkları uzmanı). Sonuçta ilaç tedavisi,
hastanın yaşam kalitesini artırır ve daha uzun süre kendine
bakabilmesini sağlar.


ANAREKSİA NERVOZA


Genel olarak 12-18 yaşları arasında başlayan ve şişmanlamaya karşı ağır
korku yüzünden bilinçli olarak aşırı zayıf kalma çabaları ile belirlenen
bir bozukluktur. Toplumda ortaya çıkma sıklığı bilinmemekle birlikte
eskiden sanıldığı gibi çok ender rastlanan bir rahatsızlık değildir.
Anoreksia Nervozalı bireylerin yaklaşık %95' i kadındır. Ve bir kişinin
kız kardeşinde bu tür bir bozukluk varsa o kişide aynı hastalık riski
belirgin oranda artmaktadır. Bozukluk daha üst sosyoekonomik sınıflarda
daha sıktır.

En temel belirti aşırı kilo alma korkusudur. Bu durum kişinin yiyecek
konusunda neredeyse fobik olacak noktaya dek varmasına neden olabilir.
Şişmanlama korkusunun yanı sıra beden imgesinde de bozulma vardır. Buna
bağlı olarak bu kişiler çok zayıf ve ince olsalar bile kendilerini
şişman bulabilirler. Vücut ağırlığını kontrol altında tutabilmek için
iki yolu kullanırlar: Kişilerin bir bölümü yiyecek alımını ileri
derecede kısıtlarlar. Zaten aldıkları çok az yiyeceğin de çok az
kalorili yiyecekler olmasına dikkat ederler. Bu kişiler buna rağmen ağır
egzersizler de yaparlar. Diğer gruptaki kişilerde yiyecek alımının
ileri derecede azaldığı açlık dönemleri ile aşırı yeme dönemlerinin
birbirini izlediği gözlenir. Bu gruptaki kişiler, aşırı yemeden sonra
şişmanlayacakları korkusuyla boğazlarına parmaklarını bastırarak
kusarlar. Sık sık bunu yapan kişilerin el sırtında deri sertleşmesi
olabilir. Sık kusan kişilerde mide asidinin etkisiyle dişlerde
bozukluklar, çürümeler olur.

Bu kişilerin yeme davranışlarında ve yiyeceklerle olan ilişkilerinde
gariplikler gözlenebilir. Yiyecekleri saklayabilir, yemek yapmak için
mutfakta saatlerce uğraşabilirler.

Anoreksia Nervoza' nın nedenleri günümüzde kesin olarak bilinmemektedir.
Hastalığın oluşumu psikolojik, sosyolojik ve biyolojik olmak üzere üç
boyutta ele alınabilir. Hastalığın ergenlikte ortaya çıktığı; bu dönemin
cinsel ve sosyal çatışmalarla yüklü oluşu dikkate alınacak olursa;
cinsel ve sosyal çatışmalarla başa çıkma konusundaki yetersizliklerin
yiyeceklerden fobik kaçınma şeklinde ortaya çıkması öne sürülebilir.

Aşağıdakilerin varlığı halinde bu rahatsızlıktan bahsedilmektedir.

1-Bulunduğu yas grubu ve boy uzunluğu acısından normal kabul edilen en
az kilo ya da bu ağırlığın üzerindeki bir kiloyu kendisi için uygun
bulmayıp,kabul etmeme.

2-Yas ve boy göz önüne alındığında beklenenden daha düşük bir kilosu
olmasına rağmen kilo almak veya şişmanlamaktan aşırı derecede korkma.

3-Kişinin kilosu ya da vücut şeklini algılayışında bozukluk vardır.
Kişinin kendini değerlendirişinde kilo ya da vücut seklinin ,olağandan
çok daha fazla ve anlamsız ölçüde bir yer kaplaması veya o anki
kilosunun düşük olmasının öneminin farkına varmama.

4-Bayanlarda birbirini izlemesi gereken en az 3 adet döneminin olmaması

Bu rahatsızlığın kısıtlı ( bu durum yaşanırken kişide bir anda
"patlayıncaya dek" yeme ya da kendini kusmaya ya da lavman- idrar
söktürücüler ile yediklerini çıkarma davranışının olmadığı) tip ya da bu
sayılan davranışların olduğu tiksinircesine yeme/ çıkartma tipi olarak 2
şekli vardır.

Hastaların çoğunun düşünce içeriği yemek ile ilişkilidir. Kimileri
kalan, artan, yiyemedikleri yiyecekleri bırakamayıp, biriktirir,
bazıları da hiç yapamayacağı yemek tariflerini edinmeye çalışabilir.
Topluluk içinde yemek yeme konusunda isteksiz davranabilirler. Başlangıç
ta çevrelerinden ilgi ve beğeni görmek için , kendileri üzerinde
kontrol sağladıklarını görmek amacıyla alınan besinleri kısıtlamaya
başlarlar. Eski kilolarına ya da çevrelerinde görünüm olarak beğeni
kazanan kişilerin kilosuna inmek için hedef belirler. Kendileri gün
içinde farklı zamanlarda tekrar tekrar tartar
Tıkınırcasına yeme-çıkartma tipine ait grubun alkol-madde kötüye
kullanımı, daha çok duygusal durumda dalgalanmalar ve cinsel
aktivitelere sahip olup, dürtülerini kontrollerinin daha zor olduğu
gözlenmiştir.

Kişiler kilo kayıplarını arttırmak için fiziksel egzersizler yapar ya da
yorucu fiziksel uğraşılar içine girerler. Öyle ki kişi daha çok enerji
harcayıp, kilo verebilmek için oturmayıp, ayakta durmayı yeğleyebilir ya
da durduğu yerde el ve ayaklarını hareket ettirebilir. Kişinin
toplumsal ilişkileri azalabilir. Sadece is, fiziksel egzersiz ve kilo
düşünceleri ile ilgilidir. Bir deri bir kemik kalsa bile kilolu olduğu
düşüncesindedir. Kişiler kendilerine listeler hazırlayarak kendilerine
yasakladıkları yiyecekleri belirterek, bunları yemeyeceklerine yeminler
ederler. Yarim kilo bile almaları onları zayıflıktan şişmanlığa
geçtikleri seklinde düşündürür. Uzun sure bir konuya dikkatlerini
veremezler . Kendilerine güvensizlik yoğun bir şekilde kendini
hissettirmektedir. Gitgide sosyal çevrelerini kısıtlarlar.

Çocuk gelişiminin erken evrelerinde, anne-çocuk iletişiminde çocuğun
kendi başına,özgür davranışları üzerine yapılan müdahalelerin önemine
dikkat çekilmektedir.

Anoreksia başlangıcı sonrasında genellikle obsesif- kompulsif
davranışlar başlayabilir. Özellikle temizlik saplantıları ( ev
temizliğine yönelik aşırı aktiviteler gibi) ve ders çalışma ile ilgili
saplantılara rastlanabilir. Cinsel gelişimlerinde sorun olduğu gibi ,
cinsel isteksizlik ve diğer cinsel sorunlar da beraberindedir.

Bu kişilerde hastalığın yol açtığı vücutsal değişimler:

Hastalarda kansızlık, vücut su- tuz dengesinin bozulması, kanda
kolesterol ve üre düzeylerinin artışı, karaciğer enzimlerinin
yükselmesi, tiroid bezi hormonlarının düşmesi, kadınlarda ostrojen
dediğimiz kadınlık hormonu ,erkeklerde testesteron denen erkeklik
hormonu düzeylerinde düşme sonucu cinsel işlevlerde azalma, kalp
atımında azalma ve düzensizlikler, beyin boşluklarının beyin dokusuna
oranla kapladığı hacmin artışı oluşabilmektedir.

Kimlerde görülmektedir:

Bu rahatsızlık düzenli ve bol çeşitli yemek yeme olanaklarının olup,
göze hoş görünmenin zayıf bir vücut yapısı ile paralel düşünüldüğü bati
toplumlarında, kentsel alanlarda daha çok gözlenmektedir. Hastaların %
90-95 i kadındır. Anoreksia nervosa genç kızlarda % 0,5 oranında
saptanmakta, genellikle 12-25 yas arasında rastlanmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://turkishpowerforum.hareketforum.biz
 
Psikiyatri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Turkish Power :: Danışman :: Sağlık-
Buraya geçin: